Michael Jackson Gerçekten Ölümsüz Mü?

Londra’daki National Portrait Gallery’de açılan Michael Jackson: On The Wall isimli sergi, pop müziğin kralını ilham verdiği çağdaş sanatçılar ve onların işleri  üzerinden anıyor.

Herhalde dünya ondan sonra bir daha topyekün halde birisini böylesine fanatik boyutta sevmeyecek. Hemen her kuşağın hatta şu anda 20’li yaşlarının başında olanların dahi bildiği Michael Jackson, gelmiş geçmiş en büyük starlardan birisiydi şüphesiz. Ben de hayranları arasında olduğum için izninizle objektif yaklaşmayacağım.

Hiçbir zaman büyümek istemeyen ve kendisini zaman içerisinde geçirdiği sayısız operasyonla, büyümek istemeyen çocukların en meşhuru Peter Pan’e benzetmeye çabalayan Jackson’ın hayatı, popülerlik açısından çoğu zaman müziğiyle başabaş bir yarış sergiledi. İnsanlar ona hayranlık duymanın dozunu abarttıkça o kendini geri çekiyor ve haliyle üzerinde oluşan bu gizemli hava da türlü hikayeyle dağıtılmaya çalışılıyordu. O sebeple rahmetli kimseden çekmedi paparazzilerden ve tabloid gazetelerden çektiği kadar.

Jeff Koons imzalı Michael Jackson and Bubbles isimli heykel.

Bugüne dek ilham kaynağı olduğu şeyler arasında hiphop müzikten tutun da modaya, dansa, sahne şovlarına ve hatta çektiği uzun video kliplere dek (Lady Gaga mesela) pek çok şeyi sayabiliriz. Peki ya sanat? İşte bu nedense bugüne dek pek irdelenen bir alan değildi. Bir tek Jeff Koons’un yaptığı ve MJ’i evcil maymunu ile beraber ölümsüzleştiren porselen heykel: Michael Jackson and Bubbles hemen aklıma geliyor. Oysa çağdaş sanat ve sanatçılarla MJ arasında bundan daha içli dışlı bir ilişki yaşanmış.

An illuminating path (Aydınlık Bir Yol), 1998, David LaChapelle.

1984 yılında bu ilişkinin fitilini Andy Warhol bir Michael Jackson portresi yaparak ateşliyor. Ve sonraki yıllarda ve hatta günümüzde bile birçok sanatçı onu merkezine alan işler üretiyorlar. National Portrait Gallery’nin direktörü ve bu serginin de küratörü Nicholas Cullinan sergide sadece bir popüler kültür fenomeninin sanatçılara nasıl ilham verdiğini değil neden hala bu ilhamın etkisinin geçmediğini de anlatmaya çalışmış.

Equestrian Portrait of King Philip II (Michael Jackson), 2010, Kehinde Wiley.

Michael Jackson: On The Wall toplamda 40’ı aşkın sanatçının işlerinden oluşuyor ve hemen her kuşaktan bir sanatçı muhakkak var. Ayrıca bazı yıldızı parlamaya başlamış sanatçılara sipariş edilmiş işler de görülebilir. Bunlar arasında Rita Ackerman, Dara Birnbaum, Candice Breitz, Marvin Gaye Chetwynd, Njideka Akunyili Crosby, Mark Flood, Isa Genzken, Maggi Hambling, David Hammons, Lyle Ashton Harris, Jonathan Horowitz, Gary Hume, Rashid Johnson, Isaac Julien, David LaChapelle, Louise Lawler, Klara Liden, Glenn Ligon, Paul McCarthy, Rodney McMillian, Dawn Mellor, Lorraine O’Grady, Catherine Opie, Yan Pei Ming, Grayson Perry, Paul Pfeiffer, Faith Ringgold, Donald Urquhart, Kehinde Wiley, Hank Willis Thomas, Andy Warhol ve Jordan Wolfson gibi halihazırda oldukça önemli işlere imza atmış etkili isimlerden yeni yıldızı parlayanlara çok geniş bir yelpazede sanatçı olduğunu görürüz.

Wind (Michael/David), 2009, Isa Genzken.

Eğer ki görmek istiyorsanız 21 Ekim’e dek National Portrait Gallery’de olacak bu sergi daha sonra The Grand Palais, Paris’e ve oradan The Bundeskunsthalle, Bonn’a ve Espoo Museum of Modern Art, Finlandiya’ya doğru 2019’un sonuna dek bir yolculuğa çıkacak.

 

* Açılış fotoğrafında görülen portresi Andy Warhol tarafından yapılmış ve 1984 tarihli.

 

Yazan: Kemal Can