Ömür Beklentisi Uzadıkça Yatırım Öncelikleri Değişiyor

Dünya zenginlerinin yaklaşık yarısı 100 yaşına kadar yaşayacaklarına inanıyor. Ama ömür beklentisi uzadıkça gelecek endişesi de artıyor…

Zenginlik doğal olarak ömür süresini de etkiliyor; kendinize daha iyi bakabiliyor, daha sağlıklı ve iyi besleniyor, tıp ve teknolojinin son olanaklarından daha fazla faydalanabiliyorsunuz ve haliyle daha uzun yaşıyorsunuz. Bu yüzden dünya zenginlerinin en az yarısı 100 yaşına kadar yaşayacaklarını düşünüyor ve mali geleceklerini güvence altına almak istiyorlar. (Diğer yarısının ne yaptığını ise Milyarder Mektupları yazı dizimizden takip edebilirsiniz…)

İsviçre merkezli yatırım danışmanlık şirketi UBS’nin geçtiğimiz günlerde yayınladığı bir rapora göre hizmet verdikleri küresel zenginlerin önemli bir bölümü (aslında 10’da dokuzu) uzayan yaşlılık dönemine ve yaşlandıkça artacak sağlık harcamalarına karşı hazırlıklı olmak istiyor ve bunun için hem yatırım planlarında hem de harcama alışkanlıklarında ciddi değişikliklere gidiyor. 

Gucci 2017 Cruise koleksiyonu için hazırladığı ‘hanedan’ vurgulu reklam kampanyasında efsane İngiliz tiyatro ve sinema sanatçısı Vanessa Redgrave’e yer vermişti. Fotoğraf: Glen Luchford/Gucci

Rapor UBS’nin Almanya, Hong Kong, İtalya, Meksika, Singapur, İsviçre, Tayvan, ABD, İngiltere ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde hizmet verdiği 5 binden fazla yatırımcı arasında yaptığı bir araştırmaya dayanıyor. Araştırmaya katılanların yüzde 53’ü 100 yaşına kadar yaşayacaklarını düşündüklerini ifade etmişler. Dalya diyeceğine inanların oranının en yüksek olduğu ülke, yüzde 76 ile Almanya (şaşırmadık). En düşük oran ise yüzde 30 ile ABD’den gelmiş.

Ömür beklentisi uzadıkça gelecek endişesi de artıyor. Artan endişeler arasında ‘sağlık giderleri’ yüzde 52 ile başı çekiyor. Araştırmaya katılan her 10 kişiden dokuzu sağlığın finansal büyümeden daha öncelikli bir mesele olduğunu söyleyerek yatırımlarını bu yönde düzenlemek istiyorlar. Kişisel serveti milyon dolarlarla ifade edilen bu yatırımcılar varlıklarının yarısını, yaşlılıklarında rahat etmelerini sağlayacak önlemlere ayırmayı tercih ediyor. Bu kişiler ayrıca zenginlikle iyi sağlık arasında doğrudan bir ilişki kurmak eğiliminde; yüzde 92’si, parayla sağlık satın almanın büyük oranda mümkün olduğunu söylüyor (ve de haklılar). Bu yüzden gelirlerinin önemli bir kısmını spor salonlarına, koruyucu sağlık ve bakım hizmetlerine, besin ve vitamin takviyelerine harcıyorlar.

Kampanyanın reklam çekimleri Devonshire Dük ve Düşesi’ne ait muhteşem Chatsworth malikanesinde yapıldı.  Fotoğraf: Glen Luchford/Gucci

Sağlık harcamalarından sonra öne çıkan bir başka konu da yaşam standartları. Araştırmaya katılanların yaklaşık üçte biri emekliliklerinde bugünkü yaşam standartlarını sürdüremeyeceklerinden endişeleniyor. Üçte ikilik bir bölümü ise emeklilik yaşlarını geçmiş olmalarına rağmen çalışmaya devam ediyor veya etmeyi düşünüyor. Burada gelecek endişelerinin yanı sıra çalışkan ve aktif bir yaşam biçiminin insanı dinç ve sağlıklı tuttuğu inancı da önemli rol oynuyor. Yatırımcıların dörtte üçü ‘işleyen demir ışıldar’ mottosu doğrultusunda dinamik bir yaşam tarzının zihinsel ve bedensel sağlık üzerindeki olumlu etkisine dikkat çekiyor.    

Zenginler kendilerini daha uzun bir yaşam beklentisine göre konumlandırırlarken mali geleceklerini de aynı doğrultuda planlıyorlar. Araştırmaya katılanların yüzde 91’i ya harcama alışkanlıklarını değiştiriyor ya daha uzun vadeli yatırımlara giriyor ya da her ikisini birden yapıyorlar. Miras planları da değişiyor. Yatırımcıların üçte ikisine yakın bir bölümü mal ve mülklerini varislerine bırakmak için ölümü beklemek niyetinde değil. Miraslarını yaşarken dağıtıp varislerini fazla bekletmek istemiyorlar.   

16’ncı yüzyıla tarihlenen malikanede yapılan çekim ‘gelenek ve gelecek’ arasında bağ kurarken miras, hanedan ve köklü bir geçmiş gibi kavramlarla oynuyordu. Fotoğraf: Glen Luchford/Gucci

Bunun nedenini Bank of America’nın 1853’ten beri süper ve ultra zenginlere finans ve yatırım danışmanlığı veren şirketi U.S. Trust’ın geçtiğimiz günlerde açıkladığı benzer bir araştırmada görmek mümkün. Şirketin 800 müşterisi arasında yürüttüğü anket, ikinci kuşak zenginlerle ebeveynleri arasında ciddi görüş ayrılıkları ve anlaşmazlıklar yaşanabildiğini ortaya koydu. Bu görüş ayrılıkları daha çok yatırım yönetimi, sosyal sorumluluk ve hayır işleri ve yeni gelmekte olan üçüncü kuşağın, anne veya babalarının konumuna göz dikmesi (en ünlü örnek babası Prens Charles’ı pas geçip, büyükannesinden boşalacak Britanya tahtına göz koyan veliaht Prens William) gibi konularda yaşanıyor.

Yüz yaşına kadar yaşayacak olmak iyi bir şey mi, tartışılır… Dünya nimetlerinden daha uzun süre faydalanmak güzel tabii, ama yaşlılık aynı zamanda yaşam kalitesinin ister istemez düşmesi demek. Yıllar geçtikçe bozulan gözler, ağrıyan eklemler, yorulan organlar ve giderek durgunlaşan bir zihin, bütün insanları bekleyen kaçınılmaz son. Tıp ve teknolojideki gelişmeler ömür beklentisini uzatırken, zenginler, elindeki kaynakları, yaşlanmanın etkilerini geciktirmek için kullanıyor ve bu durum kendisini gelecek planlarında da gösteriyor.

 

Derleyen: Erdir Utku