Milyarder Mektupları: Warren Buffet

 

Servetinin yüzde 99’unu aşamalı bir şekilde hayır işlerine bağışlayan dünyanın en zengin ikinci adamı “Büyük miktarlarda dünya nimeti, hemen her zaman sahibine hükmeder hale gelir” diyor.

Geçtiğimiz aylarda 21’inci Yüzyılın Zenginleri başlıklı dört bölümlük bir yazı dizisi yayınlamış ve yeni yüzyılda değişen ‘zengin’ profilini masaya yatırmıştık. Dünya genelinde birçok küresel markaya danışmanlık veren The Future Laboratories’in 2018 öngörülerine dayanan dizinin ikinci bölümünde ise servetlerinin önemli bir bölümünü hayır işlerine bağışlayan süper-zenginlerden ve bu bağlamda Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın kurduğu The Giving Pledge (Bağış Yemini) adlı hayır kurumundan bahsetmiştik. 16 ülkeden 156 dolar milyarderinin servetlerinin en az yarısıyla katkıda bulunduğu kurum bağışçılarından neden bağış yaptıklarını açıklayan mektuplar yazmasını istiyor ve bu mektupları diğer zenginlere ilham vermesi için yayınlıyor. Bu mektuplar aynı zamanda biz sıradan insanlar için de ufuk açıcı ve çok değerli hayat dersleri içeriyor. Bu yüzden Giving Pledge bağışçılarının yazdığı mektuplardan bir seçki yayınlamaya karar verdik. Milyarder Mektupları adını verdiğimiz bu yaz dizisine, dünyanın en zengin ikinci adamı Warren Buffet’in mektubuyla başlıyoruz.

Yazar Alice Schroeder imzalı Snowball: Warren Buffet and the Business of Life (Kartopu: Warren Buffet ve Yaşama İşi) adlı Buffet biyografisi yayınlandığı 2008 yılının en çok satan kitapları arasında başı çekiyordu.

Hayırseverlik Yeminim

2006 yılında Berkshire Hataway hisselerimin tümünü aşamalı bir şekilde hayır kuruluşlarına bağışlamayı taahhüt ettim. Bu kararımdan çok memnunum.

Bugün Bill ve Melinda Gates ile birlikte ben de yüzlerce Amerikalı zengini servetlerinin en az yüzde 50’sini hayır işlerine adamaya çağırıyorum. Bu yüzden niyetimi tekrar etmenin ve ardında yatan düşünceyi açıklamanın uygun olduğunu düşünüyorum. Öncelikle yeminim: Servetimin yüzde 99’undan fazlası yaşadığım süre içinde veya ölümümde hayır işlerine gidecek. Dolarla ölçülen bu taahhüt oldukça büyük. Ama karşılaştırmalı düşünüldüğünde, birçok kişi her gün daha fazlasını başkalarına veriyor.

Kiliselere, okullara ve diğer organizasyonlara düzenli olarak yardımda bulunan milyonlarca kişi kendi ailelerinin yararına kullanabilecekleri kaynaklardan feragat ediyorlar. Bu insanların bağış çanağına attıkları ya da (dünya genelinde çalışan hayır kurumu) United Way’e verdikleri dolarlar, gidilmemiş sinemalar, çıkılmamış akşam yemekleri ya da vazgeçilen diğer kişisel zevkler anlamına geliyor. Oysa ben ve ailem, yüzde 99 yeminini yerine getirmekle, ihtiyaç duyduğumuz ya da arzuladığımız hiçbir şeyden vazgeçmiş olmayacağız.

13 Kasım 2013 tarihinde CNN’de canlı yayınlanan Piers Morgan Live programına katılan Buffet çok sevdiği Frank Sinatra’nın My Way şarkısını ukulele çalarak söylemişti.

Dahası, bu yemin beni en değerli varlığımı, yani zamanımı vermemi gerektirmiyor. Birçok insan gibi –gururla söylemeliyim ki-  kendi üç çocuğum da kendi zaman ve yeteneklerinin önemli bir bölümünü diğerlerine yardım etmeye adıyorlar. Bu gibi hediyeler çoğu zaman paradan çok daha değerli olmuştur. Şefkatli bir akıl hocası, hayat mücadelesi içinde tökezleyen bir çocuğun elinden tutup onu yetiştirdiğinde, karşılığı bir çekle ödenemeyecek kadar büyük bir hediye verir. Kız kardeşim Doris her gün hatırı sayılır yüz-yüze yardımda bulunuyor. Ben bu şekilde pek az çalıştım.

Öte yandan ben, bir öbek Berkshire Hataway hisse senedini –nakde çevrildiğinde çok geniş kaynakları yönetebilen ‘alacak çekleri’- alıp, hayatta kısa kibrit çöpünü çeken kötü şanslı insanların yararına kullanabilirim. Bu satırların yazıldığı güne kadar hisselerimin yüzde 20’si dağıtılmış durumda (rahmetli eşim Susan Buffet tarafından bağışlananlar dahil). Her yıl elimde kalan hisselerin yüzde dördünü dağıtmaya devam edeceğim. Mirasımın kesinleşmesinden sonra en geç 10 yıl içinde bütün Berkshire hisselerimden elde edilen gelir hayır işlerine harcanmış olacak. Bunun tek bir kuruşu bile gelir oluşturacak fonlara aktarılmayacak; paranın mevcut ihtiyaçlara harcanmasını istiyorum. Bu yemin ne benim ne de çocuklarımın hayat tarzını değiştirmeyecek. Kişisel kullanımları için zaten hatırı sayılır miktarlar aldılar ve gelecekte daha da fazlasını alacaklar. Konforlu ve üretken bir hayatları var. Ve ben de hayatta isteyebileceğim her şeye sahip olacak şekilde yaşamaya devam edeceğim.

Dünyanın en zengin ikinci adamı olan Buffet, Omaha-Nebraska’da, bugünkü değeri bir milyon doları bulmayan bu mütevazı evde yaşıyor. 

Bazı maddi şeyler hayattan daha fazla zevk almamı sağlıyor; ama çoğu gereksiz. Pahalı bir özel uçağım olması hoşuma gidiyor ama yarım düzine ev sahibi olmak yükten başka bir şey değil. Büyük miktarlarda dünya nimeti hemen her zaman sahibine hükmeder hale gelir. Benim sağlıktan sonra en çok değer verdiğim zenginlik, ilgi çekici, farklı ve uzun soluklu arkadaşlıklardır.

Servetim, ABD’de doğmuş olmaktan, şanslı genlerimden ve bileşik faizden kaynaklanıyor. Hem ben hem de çocuklarım ‘doğum piyangosunu’ kazandık. (Her şeyden önce, 1930 yılında ABD’de doğmuş olma ihtimalim en azından 30’da 1’di. Erkek ve beyaz olmam da o dönem Amerikalıların çoğunun yüzleşmek zorunda kaldığı devasa sorunları ortadan kaldırmıştı.)

Buffet’in 2012 yılında CNN Money programına açtığı ofisin mütevazılığı sizi de şaşırtacak.

Bazen kötü sonuç verse de toplamda ülkemize iyi hizmet etmiş piyasa sistemi içinde olmak şansımı artırdı. Savaş alanında diğerlerinin hayatını kurtaranları madalya ile, harika bir öğretmeni ailelerden gelen teşekkür mektupları ile, ama menkul kıymetlerdeki yanlış değerlendirmeleri yakalayanları milyarlara varan meblağlarla ödüllendiren bir ekonomik düzen içinde çalıştım. Kısacası kader uzun kibrit çöplerini dağıtırken fazlasıyla kaprisli olabiliyor.

Ailem ve ben böylesine şanslı olmaktan dolayı suçluluk değil ama şükran duyuyoruz. Alacak çeklerimin yüzde birden fazlasını kendimize harcıyor olsaydık ne mutluluğumuz ne de refahımız bundan öteye giderdi. Oysa o kalan yüzde 99 başkalarının sağlıklı ve refah içinde yaşamasına büyük katkıda bulunabilir. Gerçekler aileme ve bana çok açık bir yol çizdi: Öngörülebilir bütün ihtiyaçlar için gereken miktarı tutmak ve gerisini toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere dağıtmak. Ettiğim yeminle birlikte bu yolda yürümeye başladık.

Derleyen: Erdir Utku