İneklere Alternatif Mantarlar

 

 

 

Hamburger yemekten vazgeçemiyorsanız, o zaman içine biraz mantar eklememize izin verin. Sonunda hep beraber dünyayı kurtaracağız. Nasıl mı ?

ABD’li Sonic Drive-In isimli bir fast food restoran zinciri geçtiğimiz Mart ayında çok özel bir menü piyasaya sundu ve bu sayede insanların dünyaya karşı sorumluluklarını bir nebze de olsa hafifletti. Tabii bu hafifleme sadece suçluluk psikolojisi altında olanlar için geçerli. Yoksa neredeyse dünyanın yarısı diğerlerine nazaran hala oldukça ağır(!). Esas konumuzdan sapmadan; firmanın The Signature Slinger isimli imza burgerlerinde yüzde 100 dana eti yerine yüzde 50 oranında mantar karıştırılmış bir köfte kullanarak “aynı tadı daha az suçluluk hissiyle” alacağımızı vadetmesi bu yazının konusu. Lütfen bu yazıya küresel çevre sorunlarına dikkat çekmeye çalışan duyarlı ve vegan bir Greenpeace destekçisinin kaleminden çıkmış muamelesi yapıp okumamazlık etmeyin. Keza bendeniz de en az Nusret kadar et seviyorum ancak bu benim onu nasıl tükettiğimi sorgulamamı engellemiyor. Siz de dikkatle okuyun lütfen.

Fotoğraf, Pexels.com

Bir hamburger köftesinden başladıysak eğer yine bir hamburger köftesinden devam edelim. Ancak öncesinde şunu bilmeniz lazım: Neden bir hamburger köftesi bu kadar önemli ?

Öncelikle protein kaynağı olduğu için çok önemli. Proteinler vücudumuzun yapıtaşları. Onlar olmadan yaşamamız mümkün değil. Malesef bizim hayvansal olan  protein kaynaklarına aşırı bir düşkünlüğümüz var. Hamburger de bu hayvansal kaynaklardan birisinin tüm dünyada kabul görmüş en çok tüketilen şekli. Bizim ona olan düşkünlüğümüz ise aklımızdan hayvansal olmayan bir protein kaynağı olabileceği düşüncesini silmiş.

Fotoğraf, Impossible Foods izniyle.

Bayıldığımız hamburger için sığır yetiştiriyoruz ve bunun fasülye veya mercimekten farkı, yetiştirilirken 50 kat daha fazla araziye ihtiyaç duyması ve 100 kat fazla seragazı üretmesi. Birleşmiş Milletler dünya nüfusunun 2050’de 10 milyara yaklaşacağını öngörüyor ve bu popülasyonu doyuracak kadar çok protein için yetiştirdiğimiz sığırlardan yapacağımız hamburger köftelerinden daha akıllıca çözümlere ihtiyacımız var. Tıpkı Sonic Drive-In’in yukarıda anlattığım mantarlı versiyonlarında olduğu gibi belki de bu rutubetli ama besleyici canlı, et tüketimine bir alternatif olabilir, ne dersiniz ?

Fotoğraf, Pexels.com

Nature’ın yayımladığı bir makaleye göre Amerikan Mutfak Sanatları Enstitüsü ve tabii ki mantar üreticileri, restoranlarda satılan yiyeceklerin içindeki et oranını yüzde 50’ye dek düşürmek için mantar karıştırılmasını önerdi. Aslında bunu uzun zamandır yapan yerler var. Harvard Üniversitesi ile Güney Kaliforniya Üniversitesi mantar karışımlı et servisini yemekhanelerinde rutin olarak yapıyor. Bu işi daha ciddiye alıp bir iş kuran MycoTechnology isimli bir şirket Shiitake mantarından ürettiği PureTaste isimli protein tozlarını satmaya başladı. Yüzde 79 oranında proteinden oluşan bu tozu tatsız ve kokusuz olduğu için endüstriyel boyutta tüm ürünlere karıştırabilirsiniz.

Mantarlar geleceğimiz için bir kurtarıcı olabilir mi? Şimdilik sürdürülebilir protein elde edebileceğimiz en büyük umutlarımızdan birisi, bu bir gerçek. Şu anda sığır yetiştirmek yerine mantar yetiştiriciliği daha cazip olabilir ama ilerleyen yıllarda neme ve sıcaklığa aşırı duyarlı bu canlıların ihtiyaç duydukları ortamı sağlamak için enerji tüketen seraların ne kadar sürdürülebilir olduğunu da tartışıyor olacağız. Buna şüphe yok.

Peki ne yapacağız ? Veya daha kabaca soracak olursam: Biz ne yiyeceğiz ?

Et yemek biz kendimize her ne kadar söylemesek veya fısıldayarak söylesek de oldukça vahşi ve ilkel. Yerine ne koyacağız? Ete çok benzeyen ve tadı onun gibi olan ancak hiçbir hayvanın zarar görmediği bir et yaratmak mümkün mü ?

Fotoğraf, Cultured Beef izniyle.

Evet, mümkün.

Hollanda Maastricht Üniversitesi’nden Dr. Mark Post ve ekibi büyükbaş hayvanlardan alınan kas hücrelerini laboratuvar ortamında çoğaltarak ‘sentetik et’ üretmeyi başardılar. Bu teknikle üretilen et biyolojik olarak kasaptan aldığınız etten farklı değil. Üstelik üretim sürecinde antibiyotik veya çeşitli başka ilaçlara veya hormonlara maruz kalmıyor. Tifo gibi bakteriyel hastalıkları taşıma riski sıfır. En güzeli ise hayvandan alınan kas hücreleri için yapılan işlemin ona hiçbir zararının olmaması. Tüm dünyadaki sera gazının yüzde 18’lik kısmını ahırlara borçluyuz ama şimdi onlar olmadan da yaşayabiliriz gibi gözüküyor.

Fotoğraf, Portakallı Sentetik Ördek, Memphis Meats izniyle.

Dr. Post yalnız değil elbette. Sentetik et üreten bir diğer start-up ise Memphis Meats. Silikon Vadisi’nden çıkan şirket konumunun da etkisiyle bu alanda adını en çok duyuranlardan biri. SOSV and New Crop Capital’dan toplamda 2.75 milyon dolar yatırım alan şirket üretimini dana, tavuk ve domuz etlerine kadar genişletmeyi planlıyor. İsrail’de kurulan Super Meat ise tıpkı Dr. Post’un yönteminde olduğu gibi laboratuvarda sentetik tavuk eti üretebiliyor. Sentetik veya bitkilerden destek alarak olsun son yıllarda ortaya çıkan et alternatifleri o kadar çeşitli ki…

Fotoğraf, Impossible Foods hamburgerinin içindeki malzemeler, Impossible Foods izniyle.

Beyond Burger ismini duydunuz mu? ABD’de satışı yapılan bu hamburger köftesi bezelyeden yapılıyor ve firmaya göre neredeyse gerçeği kadar iyi. Yine bezelyeye de alternatif olabilecek (tabii ki) su yüzeyinde yetişen ‘su mercimeği’ var. Bu mercimek soyadan daha yüksek protein içerdiği için birçok kişinin gözdesi şu anda. Florida’da bulunan Parabel isimli şirket sadece bu protein kaynağını ürüne dönüştürmek ve daha verimli üretebilmek için çalışıyor. Ben sentetik yemem diyorsanız Impossible Foods isimli çiftçiler, aşçılar ve bilim insanları tarafından kurulan bir başka start-up var. Buğday, patates ve hindistancevizi yağı gibi doğal malzemelerden yaptıkları etlerinin tadı gerçeğe yakın olsun diye ‘hem’ isimli bolca demir içeren bir malzeme daha ekliyorlar. Bu kadar uğraşın hepsi et tüketimimizi azaltmak için. Çünkü sadece ABD’de hamburger köftelerinin içerisine yüzde 30 oranında mantar karıştırarak kurtaracağınız etin sera gazı salınımına yaptığı katkı trafikteki iki milyon araca eşdeğer. Şimdi mantarın ne denli önemli olduğunu idrak ettiğinizi düşünüyorum.

Yazı: Oktay Tutuş