Başlı Başına Bir Sanat Eseri Olarak Diskotek

 

Vitra Tasarım Müzesi, gece kulübü ve diskotekleri tasarım tarihi açısından inceleyen ve kültürel bağlamını sorgulayan dünyadaki ilk sergi ile karşınızda.

Her zaman sıra dışı sergilerle gönlümüzü çelmeyi başaran Vitra Tasarım Müzesi, önümüzdeki Mart ayından itibaren yine çok ses getirecek bir sergiye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyorNight Fever: Designing Club Culture 1960-Today (Gece Ateşi: 1960’tan Bugüne Kulüp Kültürünü Tasarlamak) adlı sergi, popüler kültürün mihenk taşlarından biri sayılan diskotek ve kulüpleri tasarım gözüyle ele alıyor.

Koltukta Sohbet Eden Misafirler, Studio 54, New York, 1979. Fotoğraf: © Bill Bernstein, David Hill Gallery, Londra. Vitra Tasarım Müzesi izniyle.

Sergi, özellikle 20’inci yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte toplumsal hayatın kurulu düzenini sorgulayan ve farklı gerçekliklere açık avangart kitlenin buluşma noktası haline gelen kulüp ve diskoteklere, iç dekorasyon ve mobilya tasarımını, grafik ve resimle müziği, aydınlatmayı, modayı ve özel efektleri bünyesinde toplayan bir ‘gesamkunstwerk’ yani “bütüncül bir sanat eseri” olarak ele alıyor. Adını John Travolta’nın baş rolünü oynadığı ve müziklerini The Bee Gees’in yaptığı 70’lerin efsane filmi Saturday Night Fever’dan alan (bizim bildiğimiz adıyla  Cumartesi Gecesi Ateşi) sergi, gece kulübü kavramını tasarım tarihi açısından inceleyen ve kültürel bağlamını sorgulayan dünyadaki ilk sergi olacak.

Les Bains Douches Gece Kulübü, Paris, 1990. İç dekorasyon: Philippe Starck. Fotoğraf: © Foc Kan. Vitra Tasarım Müzesi izniyle.

Radikal Tasarım akımının öncüleri tarafından tasarlanan 1960’lı yılların İtalyan gece kulüplerinden, Andy Warhol’un müdavimi olduğu efsanevi Studio 54’e, Arata Isozaki’nin tasarladığı New York’taki Palladium’dan Londralı mimari stüdyosu OMA’nın Ministry of Sound için geliştirdiği daha güncel konseptlere kadar geniş bir seçki olacak. Bu seçki filmler, fotoğraflar, posterler, dönemin modasından örnekler ve enstalasyonlarla zenginleştirilecek. 16 Mart’ta açılacak sergi 29 Temmuz’a kadar devam edecek. Yolunuz Almanya’ya düşerse kesinlikle kaçırmayın.

Yazı: Fikret Güvenç