21’inci Yüzyılın Zenginleri: İkinci Bölüm

 

İkinci Bölüm: Hayırsever 2.0 

Giderek daha fazla sayıda servet sahibi genç girişimcinin toplumsal değişim yaratma amacı güden ve bu şekilde yapılanan şirketler kurduğunu göreceğiz. Bunların önemli bir kısmı için para kazanmanın tek motivasyonu, hayır işleri yapabilmek.

Google’dan Unilever’e, BBC’den Adidas’a çok farklı pazarlarda çalışan birçok küresel markaya trend analizleri, stratejik araştırmalar ve inovasyon stratejileri sunan The Future Laboratory 2018 ve sonrasına ilişkin öngörülerini kapsamlı bir raporla açıkladı Rapora göre ekonomik ve siyasi belirsizlikler, ekonominin ve siyasetin iplerini ellerinde tutanlara duyulan güveni hızla eritirken, zengin ve zenginlikle ilgili geleneksel tavır ve düşünceler de ister istemez değişiyor. The Future Laboratory varlık, varlık yönetimi ve geleceği konularında çalışan bir dizi uluslararası uzmanla yaptığı kapsamlı yüz-yüze görüşmelerden sonra, önümüzdeki on yıl içinde üç farklı zengin tipi ortaya çıkartacağı sonucuna varmış: Hayırsever 2.0; Yeni Ufukçular ve Paylaşımcılar. Şimdi ortaya çıkacak bu yeni nesil zengin tipolojisinden ilkine, “yeni hayırseverlere” yakından bakalım.

Hayırseverlikle zenginlik tarih boyunca el ele giden kavramlar oldu. 19’uncu yüzyılın çelik devi Andrew Carnegie gibi tarihi figürler devasa servetlerinin yanı sıra yaptıkları hayırseverlik işleriyle de hatırlandılar. Ama hayır işleri, varlıklı kesimin genellikle belli bir yaştan sonra, geride bırakacakları manevi mirası düşünerek ilgi duydukları bir alandı. Oysa bugünün zenginleri için artık kariyerlerinin ilk günlerinden itibaren göz önüne aldıkları bir misyon haline geldi.

Bunun en önemli sebeplerinden biri, varlıklı kesimin giderek gençleşmesi. Finacial Times gazetesinin ekonomi yazarlarından Hugo Greenhalgh “Tutkuları sınır tanımayan yeni nesil zenginlerden söz ediyoruz” diyor, “Varlıklı kesim gençleşiyor ve servetler eskiye göre çok daha erken yaşlarda yapılıyor. Eskiden insanlar 50’li, 60’lı ve 70’li yaşlarda servetlerini garantiye alır, emekli olur ve hayır işleri yaparlardı. 30 yaşında servet sahibi olduğunuzda, önünüzde daha yaşayacağınız bütün bir ömür vardır ve ister istemez bu parayı herkesin iyiliği için nasıl kullanabileceğinizi düşünmeye başlarsınız.” Bir başka deyişle bu genç, yeni nesil zenginler, servetlerine servet katmak yerine, servetlerini kullanarak hayatlarına daha fazla anlam katmak istiyorlar.

Hamdi Ulukaya’nın kurduğu Tent Foundation mülteciler konusunda çalışıyor. Fotoğraf: Tent Foundation

Bugün dünyada servetlerinin önemli bir bölümünü ihtiyaç sahiplerine dağıtan çok sayıda yüksek profilli girişimci var. ABD’li ünlü iş adamı Warren Buffet’in, sekreterinin ödediği vergi oranının kendisininkinden yüksek olduğundan şikayet ettiği bilinen bir hikayedir. Bill ve Melinda Gates’in sadece kendi vakıfları aracılığıyla hayır işlerine aktardıkları toplam para 28 milyar doları buluyor. Chobani yoğurtlarının sahibi Hamdi Ulukaya kendi kurduğu Tent Foundation üzerinden mültecilere ve sığınmacılara dikkate değer yardımlar yapıyor.  Virgin şirketler grubunun CEO’su Sör Richard Branson, Rus madencilik devi Vladimir Potanin ve teknoloji girişimcileri Azim Premji ve Hasso Plattner ile bir araya gelerek servetlerinin yarısınıGiving Pledge adlı hayır kurumuna bağışladılar. Giving Pledge’in ‘hayırsever portfolyosunda’ 16 ülkeden 154 milyarder bulunuyor. Bu yüksek profilli girişimcilerin hepsi bugün kendi servetlerini yapmaya başlayan Millenial kuşağı zenginlerin iş hayatında ilham aldıkları rol modelleriydi. Şimdi hayırseverlikleriyle de yeni yetişmekte olan varlıklı kesime örnek oluyorlar.

Ama bir farkla… Imagine Canada’da yayınlanan Yeni Nesil Hayırseverler başlıklı bir incelemeye göre bu genç zenginlerin ayırt edici özelliği yardım yaparken kurumsallaşmış, geleneksel kanallardan uzak durmaları ve kime ne kadar yardım edeceklerine kendileri karar vermek istemeleri. Sosyal medyayı aktif olarak kullanan bu idealist gençler yardım etmek istedikleri insanlar ve davalar konusunda tutkulular ama STK’lar ve hayır kurumları konusunda aynı derecede tutkulu olmayabilirler. Bunun en önemli sebebi hayır işlerine aktardıkları paranın yarattığı değişimi tam olarak görmek istemeleri. Yiyecekten modaya her alanda menşein yaygın bir trend haline geldiği günümüzde bu duruma şaşmamak gerek.

İlk yatırımını 17 yaşındayken yapan ve aktif olarak iş hayatında bulunduğu 15 yılda hatırı sayılır bir servet edindikten sonra Epic Foundation’u kuran teknoloji ve finans girişimcisi Alexandre Mars “Dünyayı sadece ailem için değil herkes için daha güvenli bir yer haline getirmeden önce zengin olmam gerektiğini biliyordum” diyor. Epic Foundation adını verdiği online platform az gelişmiş bölgelerde çocukların güvenliği ve eğitimi konularına odaklanan yerel kuruluşlara fon aktarmanın yanı sıra hayırseverliğin daha da yaygınlaşması için çalışıyor. Vakfın bir özelliği, bağışçı olarak yaptığınız yardımın yarattığı değişimi kendi gözlerinizle görmenizi sağlayacak bir dizi araç sunması. Mars’a göre yapılan bağışın nereye gittiğini ve nasıl bir değişim yarattığını şeffaf bir şekilde görebilmek, insanların daha fazla bağış yapmalarını sağlamak açısından çok önemli. Bugün Epic Foundation’un seçtiği yerel STK’lar arasından birine yaptığınız bağışı video ve yeni medya teknolojileri aracılığıyla son kuruşuna kadar takip edebiliyorsunuz. Mars yakın gelecekte bu araçlara sanal gerçekliği de eklemeyi planlıyor.

The Future Laboratory, önümüzdeki on yıla ilişkin raporunda hayırseverliğe erken yaşlardan itibaren vurgu yapan bu yeni zenginlik anlayışının giderek ivme kazanacağını ve radikalleşeceğini öngörüyor. Finacial Times’dan Greenhalgh’ın sözleriyle ifade edersek, “Giderek daha fazla sayıda servet sahibi gencin toplumsal değişim yaratma amacı güden ve bu şekilde yapılan şirketler kurduğunu göreceğiz. Bunların önemli bir kısmı için para kazanmanın tek sebebi, bu parayı tekrar ihtiyaç sahiplerine verebilmek. Bu harika ve oyunun bütün kurallarını değiştiren bir fikir!”

Derleyen: Erdir Utku