Bir Akdeniz Hikayesi: Girit

 

Mavi kubbeler, beyaz evcikler hayal ettiyseniz yanıldınız, onlar Ege’de kaldı. Girit tam bir Akdenizli…

Mavi Beyaz dağları, kekik ve adaçayı kokan ve sonsuz gibi görünen yeşillikleri, zeytin ağaçları, tam gün konser veren ağustos böcekleri ile bir küçük Akdeniz ülkesi…  Zorba’nın, El Greco’nun vatanı…

Minos‘la başlayan, Venedik, Bizans ve Osmanlı ile devam eden tarih yolculuğunda hep kendilerini savunmak zorunda kalmışlar. Akdeniz’de bütün yolların ortasında olmak onları hem çok çekici, hem de her türlü tehlikeye açık hale getirmiş. Adanın her yeri Minos, Venedik, Bizans ve Osmanlı izleri ile dolu. Kuzey Girit, yüzyıllar boyunca olduğu gibi bugün de ana yerleşim merkezi. Adaya gelen konukların konaklama ihtiyaçlarını karşılamak üzere her bütçeye uygun oteller sıra sıra doğudan batıya uzanıyor. Aslında bir tren yolu olsa ne güzel olur bu dümdüz hat üzerinde, her yere gidilir diye düşündüm… Giritli arkadaşlarım çok güldüler, meğerse bu Giritlilerin bir rüyasıymış, hatta bu özlem nedeniyle merkez otobüs durağına tren istasyonu adını vermişler… Adanın güneyi ise tamamen doğal plajlarla dolu isterseniz araba kiralayarak ulaşabilirsiniz.

Adanın iki tane havaalanı var. Heraklion ve Chania  (Yanya)  biri doğuda, diğeri batıda böylece adaya gelenler, gidecekleri bölgeye kolayca ulaşıyorlar. Deniz kıyısında tek bir otelde kalarak günlük turlar yapabilir veya farklı bölgelerde konaklayarak yerel yaşamı daha yakından tanıyabilirsiniz

Ünlü Girit Mutfağı 

Girit mutfağı ile ilgili pek çok şey söylemek mümkün. Ben sadece deneyimlerimi aktarmak istiyorum.

Girit mutfağı denilince Minos geleneklerinden mutlak söz etmek gerekir. Taş fırınlarda saatlerce kısık ateşte pişen müthiş lezzetler… Retymno şehrinde tarihi dar sokaklarda işine aşık bir Giritliye rastladım. Mr. Othonas Christoulakis, Othonas Rrestaurant’ın sahibi. Önce neler yiyebileceğinizi sorduktan sonra size şahane bir sofra hazırlıyor. Her gelen yemekle başka bir öykü başlıyor. Mezelerde Kos adasındaki askerliğini ve Bodrum’un ilk yıllarını dinliyorsunuz, ana yemekte Atina’da turizm acentesinde çalışırken patronunun ona verdiği primlerle nasıl desteklediğini ve böylece ilk lokantası için nasıl para biriktirdiğini, gelen salata ile annesinin mutfağından ne çok şey öğrendiğini, et yemeklerinde hiçbir kremalı sos kullanmayıp sadece annesinin reçetelerini uyguladığını anlatıyor. Girit rakısı ve tatlılar geldiğinde ise 2 ülkenin benzerliği ve halkların dayanışması şerefine kadeh kaldırıyoruz.  Tavsiyem restorana akşam 20.00 gibi erken gidin. Yani Girit’e göre erken ki bu hikâyelerin tadını çıkartın. Tadım önerilerime gelince, Girit usulü ıspanaklı börek, susamlı ballı beyaz peynir, süzme yoğurt ile servis edilen kabak çiçeği dolması…

Bir öğlen Retymno ‘nun dışında Mr. Zizi ile buluşun. Bizdeki esnaf lokantalarının aynısı… Sıra sıra sıcak yemekler cam tezgâhlara çıkıyor, bitenlerin yerine hep yenileri geliyor.  Mr. Zizi 1900’lerin başında İzmir’de otomobili olan ender vatandaşlardan, yazlığı, kışlığı, arabası iyi giden işleri ve güzel bir ailesi var. Ailenin 3 de kızı var. Derken 1. Dünya Savaşı ardından 1922 yılında Yunanistan’a zorunlu göç… Yeni vatan Girit… Alışmaya çalışırken bir erkek kardeş aileye dâhil oluyor 1927 yılında Girit’te doğan ailenin ilk ferdi. Ben Girit’teyken hastanedeydi umarım iyileşmiştir. Babasının ismini taşıyan Mr. Zizi,  Girit ve Anadolu yemeklerini sunacağı bir restoran açmak istiyor. Bugün yerel halkın en çok rağbet ettiği pek çok yere hazır yemek veren bir lezzet tapınağı. Son derece basit bir bahçe ve iç mekândan oluşan Taverna Zizi, günde 44 çeşit ev yemeği sunuyor ve kuşkusuz Girit adasının en önemli lezzet duraklarından.

Mr. Zizi Karava’nın kızları Maria ve Olga eşleri ile bu lokantayı yaşatıyorlar. Maria bu lokantaya ruh veren kadın, her gün işinin başında her türlü detayla yakından ilgileniyor. İzmir de refah içindeki hayatları kuşaktan kuşağa anlatılıyor. Dedem kadar olmasa da biz de oldukça iyi yaşıyoruz diyor Maria. Ardından 3. kuşaktan oğluyla tanıştırıyor. Onun adı da dedesi ve babası gibi Zizi. O şimdilik sadece servis yapıyor. Yaz tatillerinde başlayan bu çalışma belli ki önümüzdeki yıllarda da devam edecek.

Zizi Taverna’nın her şeyi çok güzel… Bana kalırsa, Girit salyangozu, taze Girit peyniri, peynirli patlıcan başta denenmeli, devamını günün spesiyallerinden seçmeli…

Lezzet yolculuğumuz 88’lik bir delikanlı ile devam ediyor. George Hatziparashos. Retymno’nun ara sokaklarından birinde, zamanın durmuş olduğu bir imalathanede karısı ve oğluyla baklava üretiyor. Hala 40 kat hamuru tek tek açarak seriyor, kesiyor. Tatmadan dönmeyin! Bu tatlı adam size Foça’da ve İstanbul ziyareti sırasında çekilmiş resimlerini baklava ikramı eşliğinde gösteriyor.

Artık akşam oldu bir şey içelim kendimize gelelim, yemeği sonra düşünürüz diyorsanız o halde yine labirent sokaklar arasında kaybolarak doğru Avli’ye gidelim. Eklektik sözcüğü herhalde burası için söylenmiş. Yüzlerce renk ve motif arasında her milletten insan mum ışığında yemek yiyor.  Rezervasyon yaptırmadıysanız kesinlikle yer bulamazsınız.  Katryn, Avli restoranın, aynı isimli otelin ve doğal ürünler satan mağazanın sahibi. “İlk binamızı alıp restore ettiğimizde 20’li yaşlardaydım, ne kadar zor bir işe giriştiğimin farkında olmadığım için oldukça cesurdum” diye anlatıyor hikâyesini…

Aradan geçen zamanda birden fazla binayı restore ederek oteli, dükkânı, şarap mahzeni ve restoranı hayata geçirmiş. Hepsini denemek gerek. Her türlü detay çok ince düşünülmüş. Mimari olarak da ilginç binalar özellikle şarap sunan restoranın içinde bir Osmanlı ve bir Venedik kemeri ayrı ayrı duruyor. İki örneği bir arada görmek çok ilginç. İstediğinizi yiyebilirsiniz. Benim favorim çilek ve votka ile yapılan kokteyl eşliğinde meşhur Girit galetaları üzerinde lakerda.

Nerede Neyi Tatmalı?

Elounda’da; Griorgos Giovannis Taverna, Paliria Taverna, Elounda Mare’de yer alan ve her sene Yunanistan’daki en iyi restoran ödülünde ilk sıralarda Old Mills (Minos tarzı Girit Yemekleri). Aya Nikolaos’da Piato,Taverna ve Pelagos…

Retymno’da: Avli , Othona, en iyi balık için Panorma Village da Porto Pasiris.

Chania’da; Buzuki Müzikli Adespoto Taverna, Semiramis Taverna, Klasik Akdeniz için Mesostrato, İngiliz bir hanımın işlettiği ve içinde Osmanlı çeşmesi bulunan The Wheel of the Turk…

Heraklion’da: En sevdiğim lokanta limana yakın Ippokamos ( Deniz Atı )

Mutlaka Görülmesi Gerekenler 

Knossos Antik Kenti en büyük ve ilk Minos yerleşimi olarak önemli. sonra Festos, ikinci yerleşim alanı ve antik kent olarak görülmesi gereken yerlerin başında… Girit Tarih Müzesi Girit’e ayak basar basmaz hemen görülmeli. Girit tarihini bir çırpıda kronolojik olarak anlamak mümkün. Müzede ilk çağlara ait kalıntıların yanında Girit’in simge isimleri de yer alıyor. Zorba Kitabının yazarı ve ünlü Yunanlı edebiyatçı Nikos Kazanchakis’in ölümünden sonra vasiyeti gereği çalışma odası bu müzeye kurulmuş, kitapları, el yazmaları, şiirleri hepsi burada. El Greco ‘nun (Domenikos Theotokopoulos) Yunanistan’da sadece iki tablosu bulunuyor. Her ikisi de bu müzede. İsa’nın Vaftizi ve Sina Dağı. Müzenin kendisi 1903 yılında Kalokairinas ailesinin evi olarak yapılmış sonradan müzeye çevrilmiş.

Müzede ayrıca Minos, Venedik, Bizans, Osmanlı, özgürlük ve Yunanistan’a bağlanma dönemlerine ait belge ve fotoğraflar ile anlatımlar mevcut.  Yakın tarihe ilişkin en çarpıcı belgeler ise II. Dünya savaşına ait.

Bir müze daha tavsiye ediyorum, Knossos Sarayı kalıntılarında gördüğünüz herşeyin  orijnali Heraklion Arkeoloji Müzesinde. Knossos Sarayı kalıntılarını gördükten sonra müzede rahatça her şeyi inceleyebilirsiniz.

Knossos Sarayını gezerken Sir Athur Evans’ı da anmak gerek, Oxford’da müze müdürlüğü yaparken 1900 de Girit’e gelip kendi parası ile kazıları başlatmış. Bugün Minos medeniyeti yeryüzü ışığı ile onun sayesinde buluşmuş. Saray kalıntılarında gördüğünüz eklemeler Evans tarafından yapılmış restorasyonlar. Yapılan restorasyonlar doğru olmamakla birlikte turistlere bir fikir veriyor.  Özellikle kraliçe odasında yer alan yunuslar, aynı zamanda Girit’te önemli bir simge.

Heraklion kenti, tarihi Chania (Yanya) ve Retymno kentleri programınızda olmalı. İnsan eli değmemiş doğal güzellikler için güney sahilleri, tipik Akdeniz kasabası Aya Nikolaos, 1968 hareketinin simgesi Malia, şarap vadileri vaktinize göre gezinize eklenebilir.  Elounda deniz için ideal, Spinalonga ise Elounda’nın karşısında yer alan ve Venedik yerleşimi olan küçücük bir ada. Uzun süre cüzzam kolonisi için kullanıldığından yağma ve işgalden kendini hep koruyabilmiş.

Meşhur Girit Otları ve Organik Çiftlikler 

Kekik, Nane, Adaçayı… Tahmin edebileceğiniz gibi ot bakımından oldukça zengin. Diktamon ise adaya özgü bir bitki, bana göre adaçayı ile kekik arasında bir bitki. Görünümü adaçayı gibi ama kokusu daha çok yabani kekik… Adanın pek çok yerinde yerel ve organik ürünler satılıyor. İmkanı olan oteller ve lokantalar kendi ürettikleri sebzeleri kullanıyorlar, tabii ki lezzetleri olağanüstü. Bu organik çiftliklerden bazılarının Retymno ve Chania şehirlerinde dükkanları var. Uğramayı ihmal etmeyiniz.

Girit Ünlüleri

Ünlü yazar ve edebiyatçı Nikos Kazanchakis, Yunan Rönesansının en önemli temsilcisi El Greco ve , ünlü devlet adamı Venizelos. Kazanchakis’in baba evi Heraklion yakınlarında, fakat yaşamına ilişkin detaylar Girit Tarihi müzesinde görülebilir. Yine aynı müzede El Greco’nun eserlerini görmek mümkün.

Bir de Girit’de yazdığı romanlarla ünlenen Victoria Hislop var, Elounda’nın karşısında küçücük bir Venedik yerleşimi ve kalesi olan Spinalonga’da geçirdiği zamandan etkilenerek pek çok bestseller roman yazmış. Avrupa‘da tanınan yazarın İngilizce ve Almanca eserlerini adada pek çok yerde görebilirsiniz.

Tarihte Girit

Girit’in ilk sahipleri, 20.yy başına kadar mitolojik bir halk olarak kabul edilen Minos Medeniyeti. 20 yy.’ da varlıkları ve Girit ‘de yaşamış oldukları ispat edilmiş, yok oluşları hakkında ise kesin bir şey bilinemiyor. Kalıntılarda bulunan küllerden bir volkanik patlama sonucu yok oldukları düşünülüyor ise de yerel arkeologlar zeytinyağı depolarının alev alması ile çıkan büyük bir yangının bütün şehri bir anda yuttuğunu düşünmekte. Girit daha sonra sırasıyla Yunan, kısa bir dönem Arap, Bizans, Venedik ve Osmanlı (1669 ile 1898) yönetiminde kalmış. 1913’e kadar bağımsız olan Girit bu dönemde kendi parası ve bayrağını kullanmış. Adanın yetiştirdiği ünlü Yunan devlet adamı Venizelos ‘un çabalarıyla 1913’de Yunanistan’a bağlanmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında şehrin önemli kültürel varlıkları yerle bir olmuş, önce İtalyanlar sonra da Almanlar tarafından işgal edilen adada, bir de hazin gemi hikâyesi var. Savaşın son yıllarına doğru Girit’te yaşayan Yahudiler ve Yunan esirler Avrupa’daki toplama kamplarına yollanmak üzere gemiye bindirilip yola çıkarılırlar. Gemi yolda yanlışlıkla İngilizler tarafından batırılır ve herkes ölür. Adadaki tüm Yahudi nüfusu böylece yok olur, bugün sadece parmakla sayılacak kadar Yahudi adada yaşamakta.  Tarihleri boyunca denizden gelen saldırılara karşı hep kendilerini ve şehirlerini savunmak üzere hazır olan Giritliler, ana karadan uzak olmanın avantajı ile tüm etnik özellikleri korumuşlardır. Şehirde özellikle Retymno ve Chania (Yanya) bölgesinde Venedik ve Osmanlı mimarisine dair pek çok iz bulmak mümkün, fakat bunları daha çok evlerde görmekteyiz. Pek çok zengin Venedikli ve Osmanlı ailesinin evi bugün otele veya kamuya ait binaya dönüştürülmüş.

Osmanlı adada başta surlar olmak üzere çeşitli restorasyonlar yapmış, fakat herhangi bir önemli eser inşa etmemiştir. Camii olarak kullanılan yapılar kiliselerden dönüştürülmüştür. Günümüze kalanlar; Girit’te yaşayan Osmanlılar tarafından yaptırılmış evler, çeşmeler ve hamamlar.  Camii olarak kullanılan binaların büyük bir çoğunluğu müzeye çevrilmiş durumda. Giritlilerin Osmanlı dönemine dair hatırladıkları en önemli şeylerden bir tanesi de 4. Mehmet’in eşi Emetullah Rabia Gül-Nuş Sultan’ın geldiği topraklara desteği (Venedik kökenli Girit’li bir ailenin kızı).  Girit’i gezerken binalardan çok, insan öykülerine kulak vermek gerekli. 1923-1927 yılları arasında gerçekleşen mübadele anayurda olan özlemi, duygu dolu hikâyelere dönüştürmüş.

Ulaşım

Aegean Airlines ile pazartesi günleri direkt uçuşlar, haftanın diğer günleri Atina aktarmalı uçuşlar bulunuyor.

Konaklama

Elounda Bölgesi  (Heraklion Havaalanına 45 dakika mesafede) Genelde büyük otellerin yer aldığı ve deniz tatilinin ön planda olduğu düz ve denize sıfır otellerle dolu bir bölgedir: Elounda Beach, Elounda Mare, Elounda Peninsula . Biraz yokuşu göze alırsanız Dome of Elounda, Sentido Elounda Blu.

Retymno Bölgesi adanın tam ortası, her iki havalimanına da eşit mesafede, yaklaşık 1 saat mesafede. Retymno ‘nun dışında deniz kenarında Platanias bölgesinde Minos Mare Royal ,Caramel  Retymno Promenade‘da Atlantis, Swell,Aguila Porto Retymno. Tarihi şehrin içinde Ionian Suites, Rimonda Palace, Avli gibi butik oteller.

Chania Bölgesi: Tarihi Kentin dışında Avra Imperial, Cretan Dream Royal. Chania ‘nın içinde Avra City Hotel, Samaria Hotel

Ne Almalı?

Bal, zeytinyağı , sabun, zeytinyağı ile yapılmış kozmetik ürünler. Adaya özgü otlar ve çaylar, Minos geleneğinden başlayıp yüzyıllarca devam eden el dokuması kilimler. Yerel tasarım takılar. Chania’da Ozzia Jewel, Canea Gift Shop, K. And, Sifis Stavroulakis isimli dükkanlara uğrayabilirsiniz.

Ne İçmeli ?

Raki! Ama bizim içtiğimiz rakı ile karıştırmayalım. İçinde anason olmayan , küçücük kadehlerde içilen bir içki .. Genelde yemek sonunda servis ediliyor.

Vidiano; beyaz şarap. Adada genelde beyaz şarap Sultaniye veya Muscat üzümleri kullanılarak yapılıyor. II. Dünya Savaşı sırasında İtalyanlar adadan ayrılırken Girit’e özgü Vidiano şarabı için yetiştirilen ve aynı adla anılan üzüm bağlarını yok edip, birkaç fideyi İtalya’ya götürüp orada ekime başlamışlar. Benzer iklim olduğu için çok da başarılı olmuşlar. Bu üzüm türünün adaya dönüşü ise, İtalya’da çalışan bir Yunanlı olan Nikos Douloufakis sayesinde olmuş. Yine aynı yöntemle 1994 yılında İtalya’dan Girit’e getirilen fideler anavatanlarında hayat bulmuşlar. Bu hikâyenin de anlatıcısı adadaki gastronomi derneği başkanı Mr. Othonas (aynı zamanda restoran sahibi ).

Vaktiniz Varsa…

Güney’de ünlü sahiller Elafossini, Balos ve Falasarna’da yüzün.

Ammos & Ilıos, Almira Beach, Costa Costa, Cabana Mare, Loutraki Beach Club’larında eğlenin.

Yazı; Oya Mumcuoğlu 

Constance Oteller Türkiye Satış ve Pazarlama Müdürü