BMW i Serisinin Parlayan Dünyası

 

Salone del Mobile dünya galası benzersiz görünümüyle akıllarda iz bırakan BMW i otomobillerine ev sahipliği yaptı.  Garage Italia Customs başkanı Lapo Elkann ve başkan yardımcısı Adrian van Hooydonk özel tasarıma sahip BMW i3 ve BMW i8’i sundular.

BMW i ve Garage Italia Customs göz alıcı tasarımlarıyla dikkat çeken iki yeni otomobili görücüye çıkardı. Milano’daki UniCredit Pavilion’un olağanüstü ortamında gerçekleştirilen bu dünya galasında,  BMW i3 ve BMW i8’in, BMW i serisine özel MemphisStyle iç ve dış tasarımında, Lapo Elkann’ın yaratıcı ekibi 1980’lerde tasarım dünyasında devrim yaratan sanatsal ve kültürel hareketin vizyoner tarzını sergiledi.

Garage Italia Customs Başkanı ve Kreatif Direktörü Lapo Elkann, “BMW ile bağı yenilemek büyük mutluluk. Her projede önde gelen unsurlar olarak onların gelecek vizyonlarını ve teknolojik yeniliklerini tümüyle paylaşıyorum. Yaratıcılık, tarz ve yenilik her daim planlama alanında ve tasarım çalışmasında ekibimin yürüttüğü bütün işlerin ana unsurları olmuştur. Bu işbirliği bana Memphis’li sanatçılara olan büyük tutkumu coşkuyla gösterme fırsatı verdi. Bir süredir bu harekete ait önemli sanat eserleri topluyorum, bunlar günlük yaşamımda etrafımı kuşatıyor ve bana ilham veriyor. Yaratıcı ekibimin ortaya çıkardığı sonuçtan gurur duyuyorum.” açıklamasında bulundu.

Memphis Group ve BMW i

1981 yılında Ettore Sottsass tarafından kurulan Memphis Group, işlevselliğe ve her türlü ticari mantığa mutlak bir antitez olarak ortaya çıktı. Bu, döşemede özelliğini alışılmamış malzemeler ve orijinal grafik desenlerden alan cesur çizgiler meydana getirdi. Tarzı açık biçimde kışkırtıcı ve şaşırtıcı geometrik şekilleriyle Art Deco, parlak renkleriyle Pop Art ve 70’lerin minimalist tasarımından uzaklaşma yolu olarak Kitsch gibi hareketlerden ilham alıyor.

BMW Group Design Kıdemli Başkan Yardımcısı Adrian van Hooydonk ise bu özel projeyle ilgili şunları söylüyor: “80’lerde Memphis Group, tasarım eserlerin resmiyet derecesini ve klasik işlevselliğini hem kışkırtıcı hem de esprili bir şekilde sorgulamıştı. Memphis bu şekilde çağdaş tasarımın simgesi haline geldi. Tasarım taslaklarında, Grup mevcut dogmalara meydan okudu, duyguları coşturdu ve yüksek tanınma değerli tasarımlar meydana getirdi.  BMW grubu, BMW i araçları tasarlarken, tipik araba tasarım dilini sorgulayarak, yeni bir çığır açarak ve araçları sil baştan yeniden tasarlayarak benzer bir yaklaşımın peşinden gitti. İlk nesil elektrikli araçlar öncelikli olarak dikkat çekme amacını taşıyordu. Biz ayrıca maddesellik bakımından da yeni bir yaklaşımı benimsedik. Mesela, endüstriyel seri üretiminde yeni materyal olarak karbon elyaf ile güçlendirilmiş plastiği kullanan ilk araba üreticisiyiz. Lapo Elkann’a yaratıcı ve ilham verici işbirliği için minnettarız ve bilhassa Michele De Lucchi sayesinde Garage Italia Customs ile bu işbirliği için Memphis Group’un kurucu üyelerinden birini kazanabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz.”

Hipnotik desenler ve parlak renkler

Hipnotik desenler ve canlı renkler boyunca eğri, yatay ve dikey çizgiler Garage Italia Customs’ın yarattığı yeni görünümün temel özellikler. Art arda keskin yüzey kontrastları isyanın ve geleneksel tasarımın katı standartlarından kaçışın kusursuz ifadesi olarak vücut buluyor. Tek tek her unsurun kusursuz hizada olması ve geometrik şekillerin iki aracın gövde kıvrımlarını kusursuzca takip etmesi göz alıcı unsurlar olarak kendini gösteriyor. Bunun gerçekleştirilmesi son derece titiz bir çalışma gerektirmiş ve bu eser beş haftayı aşkın bir sürede tamamlanmış. Çeşitli boyama aşamalarından önce, desenleri yaratmak için her araca farklı maskeleme uygulanmış. Gövdede sekiz kadar renk katmanı bulunuyor ve bu da tüm sürecin karmaşıklığını kanıtlıyor.

İç kısımlar Memphis Design’a özgü aynı yenilikçilik ve deneysellik felsefesini açıkça doğruluyor ve ifade ediyor. Döşeme için seçilen farklı malzemeler (teknik kumaş, Alcantara® ve Foglizzo deri), güçlü, kontrast yaratan renksel uyumlar sergiliyor. Turuncudan mora, yeşilden sarıya parlak renkler, özel yapım grafik desenlerin yanında ana özelliklerdir. Böylece kabinin her bir unsuru, 80’lerin ve sonraki yıllarda etkisinde kalınan tasarım ve dekorların birbirine karıştığı sanatsal dilin ayrılmaz bir parçası oluyor.