İsviçreli lüks saat markası Ulysse Nardin, Patrick Hoffmann yönetiminde son yıllarda şüphesiz çok yol kat etti. İstanbul’daki Ulysse Nardin butiğinin kapanmasından ve bu yıl Baselworld yerine SIHH fuarında ürünlerini tanıtan lüks saat markalarından birisi olmasından sonra CEO Patrick Hoffman ile İstanbul’da buluştuk ve lüks saatlerin pazarlamasında değişen kuralları ile geleceği konuştuk.

Hoffmann bunu İstanbul’daki Ulysse Nardin butiğinin kapanmasından ve bu yıl Baselworld yerine SIHH fuarında ürünlerini tanıtan lüks saat markalarından birisi olmasından sonra uğradığı İstanbul’da söylüyor. Ulysse Nardin şüphesiz onun yönetiminde çok yol kat etti. Firma şu anda kendi mekanizmaları üretip yeni teknolojilere yatırım yapıyor ve ürün gamı da oldukça geniş bir kitleye hitap edecek şekilde özenli. 2014 yılında katalizörü Gucci olan Kering Group tarafından satın alınan firmanın perakendenin devlerinden birisiyle devam ettiği yolu İsviçre saat endüstrisinin son zamanlarda geçirdiği zor dönem sebebiyle çakıllarla ve dikenlerle dolu olsa da CEO’su umutlu. Hoffmann ile İstanbul’da saatlerinin distribütörü Şark Saatçilik’in ofisinde, markanın ve perakendenin geleceğini konuştuk.

Türkiye’ye güvenmiyor musunuz veya Türkiye’yi iyi bir pazar olarak görmüyor musunuz? 

Hayır tam aksine. Buna en iyi ispat bugün burada olmamdır. SIHH’tan sadece üç hafta sonrasında tüm ürünlerle buradayım. Türkiye’nin ürünleri sergileyeceğimiz ilk durak olması hem buranın önemi hem de pazara olan inancımızın göstergesi.

SIHH’ta bu yıl fuarın ana bölümünde Richemont Group markaları ile yer alıyordunuz. Bu kararı nasıl aldınız?

Bizim için zor bir karar oldu. Ben de Basel civarındanım ve Baselworld bizim için her zaman ev gibiydi. Ulysse Nardin 50 yıldan uzun bir süredir Baselworld’e katılıyor. 29 kez oradaydım ben de. Başından beri SIHH konusunda rahattım ancak fuarın beş günü geçtikten sonra en doğru karar olduğuna bir kez daha inandım. Tepkiler gayet güzeldi. Ulysse Nardin markasının DNA’sını göstermek için harika bir yerdi.

SIHH’a geçmenizle sizce müşterileriniz de değişecek mi? 

SIHH çok daha kaliteli, çok daha lüks. SIHH’ta bir ürüne odaklanabiliyor ve o ürünle alakalı derinlemesine bilgi sahibi olabiliyorsunuz. Fuar markanın kendisine biçtiği yolculuğunu anlatması için ideal.

2012’de en son sizinle Le Chaux de Fonds’da yer alan fabrikanızda görüşmüştük. O zaman bana üretim hattınıza yatırım yaptığınızı ve bu sayede daha bağımsız ve daha güçlü olacağınızı söylemiştiniz. O zamandan beri neler değişti ürünlerinizde?

Bu yıl sonuçları ürünlerde görüyorsunuz. Mine işi mavi kadrana veya yarı saydam mavi kadrana sahip Classico tamamen Ulysse Nardin ürünü. Silisyum escapement, silisyum hairspring gibi teknolojilerin hepsi Ulysse Nardin yapımı ve fiyatı 8.800 İsviçre frankı. Bir diğeri ise Marine Tourbillon. Yine aynı teknolojiler ve parçalar yanında Grand Feu mine işi kadranı ve tourbillon mekanizması ile o da tamamen Ulysse Nardin tarafından geliştirilen bir saat modeli ve fiyatı 28 bin İsviçre frankı.

Bundan dört veya beş yıl önce yaptığımız bu endüstrileşme (çok seksi bir kelime değil ama…) yatırımı sayesinde bugün pazara daha çeşitli daha hızlı ürün sunabiliyoruz. Bugün çok kaliteli ve aynı zamanda makul fiyatlı ürünleri piyasaya sunabiliyorsak bu yatırımların sonucudur. Silisyum parçalarımıza 10 yıl ve saatlerimize ise beş yıl garanti verebilmemiz de bu yatırımların sayesindedir.

Makul fiyatlı saatler demişken, bu yıl gördüğüm hemen hemen tüm firmaların makul fiyatlı modeller de hazırlamış olduğuydu. Satışlarda sıkıntı yaşayan veya daha çok satmak isteyen firmaların stratejisi böyle bu yıl. Siz ne düşünüyorsunuz?

Biz stratejimizi değiştirmedik. Koleksiyonumuzu derinleştirdik ve bu sayede hem üretim hem de teknik serviste geliştik. Ulysse Nardin İsviçre saatlerinin yüksek etiketlere sahip olduğu dönemde asla fahiş fiyatlar istemedi. Her zaman makul fiyata yüksek kalitede saat modelleri ürettik ve sattık. O sebeple şimdi fiyat indirimi gibi bir strateji gütmüyoruz.

Makul fiyatlı modellerin üretimini de mi artırmayacaksınız?

Elbette bu alana bir ilgi olduğunun ve trendlerin bu yönde ilerlediğinin farkındayız. Bu sır değil, çelik saatler daha çok satıyor ve daha çok isteniyor. Bu bizim için bulunduğumuz alanı terk etmek anlamına gelmiyor. Biz yolumuzda devam edeceğiz.

İsviçre saat endüstrisinin içinde bulunduğun kriz konusunda ne düşünüyorsunuz? Nasıl bununla başa çıkılacak?

Birlik olma yolunda ilerlediğimiz bir sürece girdiğimizi düşünüyorum. Daha aklıselim olmamız yolunda bir fırsat bu. Ben buna kriz der miyim bilemiyorum. Evet her zaman zorluklar var önümüzde ancak olayların nasıl geliştiğine bakacak olursanız ben buna aklıselim olma yolunda bir birleşme dönemi diyorum.

Endüstrinin kararlar alma konusunda biraz yavaş olduğunu düşünüyor musunuz? Örneğin bunu önlemek için Richemont Group yönetim kurulunda değişiklikler yaptı. Üstelik bunlar köklü değişikliklerdi…

Richemont Group yönetim kurulu ile ilgili bir yorumum olmayacak. Ancak anahtar sözcük inovasyon. İnovasyon üstelik sadece teknolojide değil, iletişimde de geçerli. Koleksiyonumuzu nasıl sunuyoruz, sizinle nasıl iletişim kuruyoruz bunlar da inovasyonun alanında. Her alanda inovasyon şart. Sahip olduğunuz kimliğe sarılmanız ve bunu korumanız gerekiyor. Her durakta duran bir trene atlayıp sürekli yer değiştirme dönemi bitti. DNA’nıza sarılıp, ona sadık kalarak kendinizi anlatmanız gerekiyor.

Siz de nihai müşterilerinizin daha genç olduğuna dair bir araştırmaya sahip misiniz? Lüks müşterisinin tüm dünyada gençleştiği gibi bir gerçek var.

Evet, ben de tam bunu söyleyecektim. Müşterilerimiz gittikçe gençleşiyor. 28 ve 30 yaş arasında olan ve saatlerimizi takdir eden ve markayı bilen müşterilerimiz var. En önemlisi bunların saatlerimize harcayacak parası olması. Alım gücünün demografisinin değişmesi bence daha mühim.

İsviçre saat endüstrisi yavaş mı sizce diye sormuştunuz. Aslında yavaşlıktan ziyade bu yeni müşteri kitlesini kucaklamak zorunda. Onlarla beraber inovasyon da endüstriye gelecek. Ulysse Nardin’e gelecek olursak, Marine Tourbillon ve sahip olduğu 28 bin İsviçre frankı fiyat etiketi daha öncekilerden farklı bir müşteri kitlesini getirecek. Bu da bizim için yeni bir müşteri portföyü demek ve anahtar da burada bulunuyor.

Sizce bu müşteri kitlesi ürün tasarımını da değiştirecek mi?

Bence öyle. Öyle olmalı. Eğer dünyayı yöneten insanlara bakacak olursanız hem politik hem de ticari açıdan, hepsi de geçtiğimiz yüzyılı değiştirdi. Önümüzdeki 10 veya 12 yıl içinde de dünyayı millenial dediğimiz kitle yönetecek. Ve her şey değişecek. Tabii ki ürünlerimiz de.

Saatlerin gittikçe kasa çaplarının küçülmesi, “gereksiz” fonksiyonlar yerine daha elzem olanların gelmesi ve bunun da bir trend olması konusunda ne düşünüyorsunuz? Özellikle de firmanızın biraz daha büyük saatler üretiyor olduğunu göz önünde bulundurursanız…

2002’den 2009’a dek saat firmaları arasında abartılı bir trend vardı. Hemen hepsi komplike ve sofistike saatler üretmeye başladı. Öyle ki devasa kasalar içerisinde işinize yarayacak bir fonksiyon görmeniz zorlaşmıştı. Bugün ise köklere ve gerçek değerlere geri dönme zamanı. Biz de SIHH’ta sergilediğimiz modellerde bu trende uygun olanlardan bir seçki yaptık.

Son dönemde otomaton saatlerinizle özellikle ön plana çıkıyorsunuz. Limitli üretim bu modellerin başarısı nasıl ve üretimine devam edecek misiniz?

Evet, kesinlikle devam edecek. Bu Ulysse Nardin saatlerinin gerçek DNA’sını teşkil ediyor. Ve buna devam edeceğiz. Ayrıca satışlarımızda önemli bir yüzdeye de sahipler. Son 10 yılda bunlarda bir atağa kalkmış olabiliriz ancak bu 30 yıl önce canlandırdığımız bir ürün gamıydı. Bu sebeple üretimleri devam edecek.

Yeni Lüks kavramı konusunda ne diyeceksiniz. Lüks, yeni bir jenerasyonla beraber değişti mi?

Aslında önceki jenerasyon da değişti. Bugün lüks daha kişisel. Yani toplumca lüks olduğuna inandığımız şeyler daha bireysel hale geliyor. Örneğin siz bir adada kimseye görünmeden eşiniz veya kız arkadaşınızla tatil yapıyorsunuz. Bu sizin için lüks bir deneyim. Veya sevdiğiniz bir saati onu bilmeyen bir gruba gösteriyorsunuz. Bununla da gurur duyuyorsunuz. Lüks bu anlamda değişiyor.

Sizce lüksün değişmesinin sebebi nedir? Ben internetin varlığını sebep olarak görüyorum.

Bence de evet, internet çok etkin. İnternet aynı zamanda eğitimle de çok alakalı. Bugün istediğiniz tüm bilgiyi internet sayesinde alabiliyorsunuz. Bir saati tüm detaylarıyla öğrenmek istiyorsanız bugün bakacağınız ilk yer internet olur.

Peki bu daha sofistike müşterilerle nasıl baş edeceksiniz, onları nasıl mutlu edeceksiniz?

Gerçek değerlere bağlı kalmalısınız. Bunlar şirketinizin tarihi ve onun hikayesidir. Bizim için bu denizcilik enstrümanları, kronograflar, dalış saatleri… Bugün Ulysse Nardin’i araştırdığınızda yaptığınızda 52 ülkenin ordusundaki gemilere kronometre yaptığımızı görürsünüz. İnsanlar da bunu okuyabiliyor ve neyin doğru olup olmadığını anlıyor. Grand Feu mine işçiliği nedir diye birisi aratsa bugün internette sadece bir avuç dolusu İsviçreli firmanın bunu kendi başına becerebildiğini okuyacaktır. Bu sebeple gerçeklerimize bağlı kalmalı ve onları olduğu gibi aktarmalıyız. Hikayeler uyduramayız.

www.ulysse-nardin.com

Röportaj: Oktay Tutuş