Dünya Küçük

 

Amerika, Asya ve en son Avustralya… Yaptığı kıtalar arası satışlarla dikkat çeken Numarine endüstrisindeki tüm olumsuz koşullara rağmen bugün, ismini tüm dünya denizlerinde Türkiye’den çıkan bir yat markası tarafından hayal edilemeyecek bir başarıyla eş anlamlı kılmayı başardı. 

Başlıktaki cümle içinde bulunduğumuz dünyanın durumunu çok güzel özetliyor. Artık dünya cidden daha küçük ve bizler onun birbirine bağlı vatandaşlarıyız. Dünya belki algıda küçülüyor ancak mesafeler yine insanlığın başında bir sorun. Belki de o sebeple insanlar artık daha hızlı, çevik, adapte olabilen ve hemen her koşula uyum gösteren araçlar istiyor. Numarine’in tüm dünya denizlerinde rahatça seyir vadeden ve de bunun için çok güçlü olan yeni Explorer serisi yukarıdaki cümleyle modern dünya kaşiflerini ona bakmaya davet ediyor. Tüm dünyayı beraber keşfetmek için…

Numarine performans yatları konusunda uzman bir Türk tersanesi. Dünyada bu tip yatları üreten ülkelerin bu işi uzunca bir zamandır yaptıkları düşünülecek olursa, firmanın sahibi Ömer Malaz’ın aslında bu şirketi kurarken ne kadar zor bir işe kalkıştığı anlaşılabilir. Malaz ile yaptığımız röportaj aslında size Numarine markasını ve yat üretimi konusunda Türkiye’nin geldiği son noktayı işaret edecek. Endüstrinin daha da gelişebilmesi için Türkiye’de üretilen yatları daha yakından tanımalı ve onların ne koşullarda üretildiğini bilmek zorundayız. Yoksa yerel üreticilerimizin dünya sularında rekabet edebilmesi için en çok ihtiyaçları olan güven, özellikle de kendi memleketlerinde duyulacak olanı çok mühim.

Ömer Bey, son yıllarda Türkiye tersaneleri yurt dışında çok konuşulur oldu. Sizce bu gerçek bir etki mi?

Bir yere kadar evet. Bugün Türkiye’den çok iyi, güzel tekneler çıktı. Mesela bilmiyorum biliyor musunuz Malta Şahini, dünyanın en büyük yelkenlisi ve Türkiye’de yapıldı ve çok büyük ses getirdi. Rahmetli Kemal Çambol’un Peri Yachts şirketi zamanında yurtdışında çok aktiviteler yaptı. Biz de kurulduğumuz günden beri yurtdışında aktiviteler yapıyoruz. Ve orada pazarlama yapıyoruz. Hepsi bunların zaman içerisinde ses getirdiler.

Türkiye’de alıcı olmadığı için mi özellikle yurt dışında pazarlama yapıyorsunuz?

Hayır, biz en baştan bu kararı aldık. Gerçek manada yüzde 70 civarında yurtdışı ve yüzde 30 yurtiçinde satışımız var. Yurtiçinde alıcımız hiç yok demiyorum. Bu çok yanlış olur. Amma velakin Türkiye bizim için yüzde 30’luk bir pazar.

Türkiye’de müşterilerin genel olarak Türk teknelerine güvenmediği söyleniyor. Siz buna katılıyor musunuz? 

Genelde Türk ürününe karşı nedense Türklerin güveni yok. Daha ucuz olmasını ve otomatikman ön yargılı olarak kalitesinin daha düşük olmasını bekliyorlar. Haklılık payları da var. Tekne sektöründe demiyorum ama başka sektörlerde böyle firmalar var.

Dünyadaki imajımız nasıl Türkiye’deki tersaneler olarak?

Yurtdışında, yurtiçinden daha iyi yönde geri dönüş alıyoruz. Yani çok ender vardır Türk ürününe şüpheyle yaklaşan bir ülke veya insan. Halbuki Türkler Türk ürününe daha şüpheci yaklaşıyor.

Türkiye bu anlamda bir rakip olarak görülüyor mu?

Türkiye olarak değil ancak Numarine olarak bizi rakip görüyorlar. Yılllarca Cenova fuarına girmeye çalıştık. Bize izin vermediler. Organizasyon İtalyan tekne imalatçıları derneğince yapılıyordu ve yıllarca bizi o fuara almadılar. Üreticisini ve pazarını korumak için.

Türkiye kendi üreticisini korumak için neler yapıyor?

Türkiye’de henüz bizim gibi firmalar çoğalıp bir birlik oluşturmadı. Dolayısıyla özel bir aktivite görmüyoruz.

 Peki siz diğer tersanelerle birleşip bir birlik kurmayı düşünüyor musunuz?

Bizim ayarımızda çok fazla tersane olmadığı için ben herhangi bir birliğe girmiyorum.

Sizce yat üretimi endüstrisinin Türkiye’de eksikleri nelerdir?

Tahmin ediyorum altyapı. Gerçek manada sanayinin ve bol iş gücünün olduğu İstanbul gibi bir şehirde, deniz kenarında tersane sahibi olmak çok zor ve maliyetli. Biz denizden 30 km içerideyiz mesela. Diğer yerlerde de, denizin olduğu yerler kastım, kaliteli iş gücü yok.

Marinalarımız nasıl sizce, Türkiye’ye yat turizmine gelen birisi memnun kalıyor mu? 

Hizmet sektöründe çok iyiyiz ve daha da iyileşiyoruz. Türkiye’deki marinacılık hiçbir yerde yok.

Adriyatik’in yükseldiği malum son zamanlarda…

Adriyatik Avrupa’ya yakın olduğu için yükseliyor ama marinacılık ve servis olarak hayır bizdeki gibi değil. Türkiye’de çok daha ileride.

Dünyada en çok hangi ülkeler Numarine markasını seviyor?

2008 krizine dek ana pazarımız Fransa ve İspanya yani Avrupa’ydı. Krizden sonra Avrupa durunca uzun bir müddet Latin Amerika ana pazarımız oldu. Şu anda Uzak Doğu özellikle de güney doğu Asya ve Amerika ana iki pazarımız.

Numarine daha büyük teknelere yatırım yapıyor artık hatta en son Avustralya’ya bile bir tane gitti. Süperyatlar veya megayatlar veya gigayatlar konusunda ne düşünüyorsunuz? Sanki gün geçtikçe daha fazla büyük tekneye yatırım yapıyor insanlar. Bu pazar dünyada canlı. Sizce bir gün Türkiye veya Numarine de bu dev yatları üretecek duruma gelir mi? 

Türkiye şu anda bile üretiyor. 60 veya 80 metrelik tekneler üretiliyor. Stratejik olarak ben 45 metre altında kalmayı istiyorum. 20 – 45 arasında ihtisaslaşmayı tercih ediyoruz. Şu anda 43 metre bir projemiz var. Ona ağırlık vermiş durumdayız.

Numarine şu anda sizin olmasını istediğiniz yere ne kadar uzak?

Şu anda çok farklı bir yerde. Kuruş amacım teknenin güzelini yapmak ve seri üretim teknede dünyada rekabet edebilmekti. 2008’deki krizle bu zedelendi ve tabii ki bütün dünyadaki tekne üreticileri bundan etkilendi. O krizden sonra gördük ki aslında sayı değil boyut önemli. Biz de daha büyük boyutta tekne imalatına yöneldik. Onunla beraber adetlerimiz ve tarzımız değişti. Şu anda daha custom ve daha büyük çalışıyoruz. Ve yılda 12 civarında tekne üretiyoruz. Bugünkü stratejimizin içerisindeyiz. Şirketlerin önceliği bence seslerini iyi duyurmaları ki Numarine son yıllarda çok öne çıktı. İkincisi ise karlı ve para kazanan firmalar olmaları lazım ki ilerleme olsun. Uzun süreli, kalıcı olabilsinler.

Sizin uzun süreli olmak için yaptığınız şeyler arasında en mühimi nedir?

Stratejimizi değiştirmek. Yani 55 feet’in üretimini bıraktık. En küçük 60 feet yapıyoruz onu da az yapıyoruz. Daha büyük boyutlara geçtik. Explorer serisine girdik. Dolayısıyla strateji değişikliği hem bugün sahip olduğumuz başarıyı hem de pazardaki iyi konumumuzu getirdi.

www.numarine.com

Röportaj: Oktay Tutuş