Sarp Özkar ile 5 Soruda Yolculuk

Turizm-seyahat sektörüne pazarlama ve medya iletişimi hizmetleri sunan Only Travel Marketing’in kurucusu Sarp Özkar, iş seyahatleri dışında doğayla iç içe olabileceği yerleri tercih ediyor. Bugüne kadar 90’ın üzerinde yer gezmiş olan Özkar, seyahatleri minimum yorgunlukla çözmenin formülünü ise zamanı iyi kullanmak olarak ifade ediyor.

Bugüne kadar sizi en çok etkileyen seyahatiniz nereye oldu? Ve burada sizi en çok etkileyen şeyler neler oldu?

Bugüne kadar beni en çok etkileyen seyahatlerin tamamı, doğayla daha çok iç içe olabildiğim ve özümü yaşadığımı bana hissettiren yolculuklar oldu. Haksızlık etmemek adına, bu soruya cevabım birden çok destinasyon olacak. Laponya’da kuzey ışıklarını seyretmek, kütük evlerde odun ateşinde kaynatılarak içilen kırmızı-mavi yemiş çayları ve kar motorları ile saatlerce karın üzerinde yaban hayvanları sesi eşliğinde yolcuk… Vietnam’ın Halong körfezinde Bhaaya firmasına ait oldukça lüks, tahtadan yapılma gemilerle, yüzlerce adacığın arasında dolu dolu doğayla baş başa 2 gün seyahat…  Tanzanya’da büyük göçü seyretmek ve balonla Serengeti üzerinde safari… Kenya’da Nakuru Gölü yakınlarındaki Flamingo Hillçadır otelde anne şefkati ile karşılandığım, yatağımın içerine hazır bulundurulmuş sıcak su torbası…  Ruanda’da nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan Gümüş Sırtlı Gorilleri görmek üzere 8 saat yağmur ormanlarında bambular, fil ve bufalolar arasında çamura bata çıka yürüyüş ve gorillerle 2metreden göz göze gelmenin hazzı… Kuzey Avrupa’nın Fiyordlarını MSC Musica gemisi ile Mayısayında, muhteşem bir kar manzarası eşliğinde keşfedişim… İlk aklıma gelenler bunlar. Strazburg’dan Almanya’nın köylerine uzanan Romantik Ren Nehri üzerinde nehir bir başka destinasyon oldu.

Seyahat planı yaparken öncelikleriniz neler oluyor?  Tercihlerinizi neye göre belirliyorsunuz? 

90’ın üzerinde yer görmüş olduğumdan, seyahat planlarım sanırım pek çok insana göre daha farklı kriterlere dayanıyor. 6 yıldır seyahat fotoğrafçılığı ile uğraşıyorum ve seyahatlerimde fotografik olan yerleri daha çok tercih ediyorum. Fakir ülkelere gitmeyi, karakteristik şehir veya kasabaları gezmeyi, gezerken de arka sokaklarını keşfetmeyi, halkının o şehirde yaşayışını gözlemlemeyi, bazı konularda deneyimlemeler yapabilmeyi arzu ediyorum. Nispeten az keşfedilmiş bir yer olmasına özen gösteriyorum. Örneğin Tayland’da tropik bir seyahate gidecek isem, pek çok tur paketinin olduğu PattayaPhuketKoh SamuiKrabi gibi yerlerden ziyade Similan Adası ve Khao Lak gibi bir yer tercih etmeye çalışıyorum. Gideceğim yerlerde çevrede de gezmeye keşfetmeye değecek çok fazla şey olmasına dikkat ediyorum. Gideceğim yer, planlamasını yapmaya başladığım andan itibaren bana heyecan vermeli. Ancak o zaman çok daha iyi bir planlama yapabiliyorum. Seyahatte bazı insanlar rüzgar nasıl eserse ona göre hareket ederim diye düşünür, bu güzel de bir yoldur. Ama ben mümkün olabildiğince her şeyi haftalarca çalışıp, saat saat planlamalar yapıp, gideceğim yeri daha gitmeden keşfedip, zaman kaybı yaşamadan daha fazla şey keşfetme arzusunda oluyorum. Bir de Flickr, 500px gibi fotoğraf sitelerine girip, gezeceğim yerlerin daha önce iyi fotografçılar tarafından çekilmiş fotoğrafları ve çekim açılarına bakıyorum. Oraya vardığımda bir popüler fotoğraf çeksem de, mutlaka kimsenin çekmediği bir pozu da, açıyı da yakalamak üzere hareket ediyorum.

Turizm sektörünün içinden biri olarak oldukça sık seyahat ediyorsunuz. Bu iş seyahatlerini  minimum yorgunlukla atlatmanın bir formülü var mı?

Hayatın her alanında olduğu gibi, seyahatte de az yorularak gezmenin kuralı zamanı iyi kullanabilmek diye düşünüyorum. Bu nedenle önceden herşeyi planlamaya çalışıyorum. Saat kaçta kalkıp kahvaltı edeceğim, hangi müzeyi saat kaçta gezip, nerede ne kadar zaman geçireceğim? Yoğun olacağım gün çok yorulacağımdan, biraz daha erken yatabilecek şekilde nasıl program yapabilirim şeklinde planlamalar yapıyorum. Az yorulmak istiyorsanız, son akşam daha hafif yemek yiyip, son gün programını daha rahat bir şekilde finalize edebilirsiniz. Yoğunluk ilk günlerde olursa, son gün nispeten dinlenerek, daha az yorulmuş olarak evinize dönebilirsiniz. Uzun uçuşlarda da Business Class ile seyahat etmek, dönüşte seyahat yorgunluğunuzu ciddi anlamda nötralize edebiliyor.

Lüks seyahat kavramının içeriği son yıllarda farklılaştı. Birçok kişi 5 yıldızlı konfor yerine sıra dışı deneyim yaşamayı tercih ediyor. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mesleğim gereği yüzlerce otelde konakladım, ciddi anlamda lüks olan hiçbir oteli kendim satın almadım. Örneğin Maldivler’de geceliği 26.000 USD olan bir odada Maldivler Turizm Ofisinin davetlisi olarak konakladığımda, odada Lübnan’lı aşçı ve barbeküsü bile bulunuyordu. Şehir oteli olarak da son derece lüks otellerde veya İtalya’da eski saray tarzı yerlerde de kaldım. Benim için her zaman en büyük lüks, seyahate hangi amaç için gitmiş isem, o amaca en uygun oteldir diye düşünüyorum. Örneğin Ruanda’da goril safarisi için gittiğimde hemen dağın yamacında yer alan özel belgeli (3 yıldız standardını geçmeyen) bir otelde kalmama karşın, gorillere en yakın olduğum otel olması, yaban hayvanlarının sesi ile uyuyor olmam benim için önemli bir lükstü. Tanzanya’da Serengeti Ulusal Parkı’nda göç yolu üzerinde bir çadır kampında konaklamalar, gece aslanların çadırın hemen arkasındaymış edasıyla nefes alış veriş ve hırıltılarını işiterek yatmak lüksün tam karşılığı diye düşünüyorum. Veya Kenya’da bir çadır kampında gece 01:00’e doğru havanın da soğuğunu ciddi anlamda hissetirdiği anda, yatağıma uzanıp ayaklarımın hemen altında sıcak su torbasının varlığı benim için önemli jestler ve bunların hepsi benim için lüks kavramını tamamlayan etkenler. Bir de Sri Lanka’nın Kandalama bölgesinde ülkenin en meşhur otellerinden Aitken Spence Kandalama Hotel’inde duş alırken, camın ormana bakıyor olması birkaç metre ötenizde atlayan maymunlar, uçuşan kuşlar, dev kertenkeleleri görmek paha biçilemez lüksler.

2017 yılı  ülkemizde ve dünyada turizm açısından nasıl bir yıl olacak? Tüm bu zor şartları değerlendirecek olursak, insanların seyahat tercihleri ne yönde olacak?

Öncelikle 2016 yılı Türkiye için çok zor geçmiş olmasına karşın, bu sıkıntı sadece bizimle sınırlı değildi. Dünyanın pek çok ülkesinde ekonomik krizin de etkileri ile turizm konusunda, seyahat verileri anlamında ciddi bir daralma yaşandığını belirtmeliyim. Bu Almanya, Rusya gibi çok seyahat eden ülkeleri de kapsayan bir daralma… 2017’de dünya genelinde yavaş yavaş bir hareketlenme olacağını ön görüyorum. Bu hareketlenmeyle birlikte ülkemizde de bir turizm hareketliliği yaşanacağını ümit ediyorum.  Turizm hareketliğini en çok etkileyen iki faktör, ekonomik rahatlık ve turist için güvenli ülke olabilmek. Ortadoğu’da ve dünyanın çeşitli coğrafyalarında yaşanan savaş, terör gibi olayların gidişatı, turizmin global anlamda hareketliliğini etkileyecek en önemli faktörler. Umuyorum 2017’den itibaren tüm dünyaya barış hakim olur, ekonomik faktörlerin de insanların yanında olduğu keyifli bir seyahat yılı geçiririz. Dünyanın da artık olumsuzluklar yerine olumlu şeyler yaşamaya ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.

Röportaj: Saide Itır Kurtoğlu