Zarafetin Başkenti: Viyana

Eğer bir yeni yılı daha Viyana’da Filarmoni Orkestrası’nın baştan çıkarıcı valsleriyle karşılama fırsatınız olmadıysa üzülmeyin. Eşsiz zarafeti, cömertliği ve büyüleyici atmosferiyle Viyana her mevsim güzel ve sizi tatiliniz boyunca mest edip şımartmaya hazır.

Genellikle 3 ya da 4 gün olarak düzenlenen ve Budapeşte-Prag-Viyana üçlemesiyle pazarlanan turları cazip bulmadığınız takdirde birbirinden şık otellerde ya da artık iyice yaygın biçimde kullanılmaya başlanan ev kiralama sistemlerinden birini kullanarak da Viyana’nın tadını çıkarabilirsiniz. Emin olun, çizginin dışına çıktığınız ve kendisine özel olarak zaman ayırdığınızda Viyana bunun karşılığını fazlasıyla verecek bir şehir. Zira sokaklarında dolaşmaya başladığınız anda Viyana’nın öyle 2-3 güne sığdırılacak bir şehir olmadığını fark ediyorsunuz.

Siz sadece nasıl bir Viyana görmek istediğinize karar verin. Ultra şık, lüks Viyana’yı mı? Güngörmüş, zarif bir alçakgönüllülükle size geçmişten bugüne panoramik lezzetler sunmaktan kaçınmayacak Viyana’yı mı? Yoksa genç, özgür ve biraz da serseri Viyana’yı mı?

HER MEVSİM AYRI GÜZEL

Aralık ayından Mart’a kadar soğuk ve karlı bir şehir Viyana… “Soğuktan rahatsız olmam, kar da Viyana’ya çok yakışır” diyorsanız en güzel zaman elbette Noel ve Yılbaşı şıklığının yarıştığı Aralık ayı. Ama “bir kentin tadı ılık havada, bol bol yürüyerek çıkar” diyenlerdenseniz Nisan- Mayıs aylarında gitmelisiniz Viyana’ya. Baharın da bu kente çok yakıştığını göreceksiniz. “Canım Orta Avrupa’ya yazın gidilir mi?” demeyin. Emin olun ortalama sıcaklıkların 22-26 derece arasında dolaştığı Haziran ve Temmuz ayları da sizi bunaltmayacaktır. Bütün mesele neyi nasıl görmek istediğinizde…

Sadece 2 saat 20 Dakikada Şıklığın Başkentine

Tur ve rehberlik hizmetleri olmadan gezemem diyorsanız, çok sayıda tur paketlerinden birinden yararlanabilirsiniz. Eğer turların sıkıştırılmış programlarından ve kalabalığından hoşlanmıyorsanız, küçük bir uğraşla Viyana’da özgürlüğün tadını çıkarabilirsiniz. Austrian Airlines ve THY ile Atatürk Havalimanından, THY ve Pegasus ile Sabiha Gökçen’den haftanın her günü, yaklaşık 2 saat 20 dakikasüren bir yolculukla Viyana’ya ulaşabilirsiniz. Havalimanı şehir merkezinden 20 km. uzakta. Dilerseniz taksiyle, ortalama 30-35 Euro ödeyerek şehir merkezine ulaşabileceğiniz gibi dilerseniz havalimanından her yarım saatte bir kalkan City Airport trenle 16 dakikada veya S7 banliyö treniyle 26 dakikada Wien Mitte istasyonuna ulaşabilirsiniz. City Airport treni 12 Euro, S7 treni ise sadece 4.40 Euro. Şehir merkezine ulaşmanın bir diğer seçeneği ise otobüsler. Havalimanından kalkan otobüslere 8 Euro bilet karşılığında binerek yaklaşık 20 dakikada Morzinplatz’a ulaşabilirsiniz.

İsterseniz Şık Otellerde, İsterseniz Zarif Viyana Evlerinde… 

Eğer tur paketlerinden biriyle gidiyorsanız zaten mesele yok, tur şirketiniz sizin için her şeyi sizin yerinize düşünecek. Tur paketlerinden birini tercih etmiyorsanız tripadvisor fikir almanız için yararlı bir referans olabilir. Dünya çapında gezginlerin değerlendirmelerinin yer aldığı tripadvisor’u aslında tüm gezilerinizde, konaklamadan yeme içmeye kadar her alanda kullanabilirsiniz.

Hotel Sans Souci Wien ve tabii ki Hotel Sacher gerek lokasyonları, gerek görkemli, şık ve zarif mimarileri ve servisleriyle Viyana ruhunu hissedebileceğiniz iki konaklama klasiği. Viyana’nın olmazsa olmazları arasında yer alan Cafe’siyle Sacher’den daha sonra yine bahsedeceğiz ama eğer Viyana’ya gelen her lezzet düşkününün uğrak yeri Cafe Sacher ayağımın altında olsun derseniz, konaklama için de Hotel Sacher’i öneririm.  Lüks seçenekler arasında Hotel Imperial ViennaRitz Carlton ViennaThe Ringve tabii Palais Hansen Kempinski Vienna birbirinden iyi seçenekler. Yapmanız gereken tek şey booking.com, tripadvisor gibi otel seçme imkânı sunan sitelerden birine girip tercihinizi belirleyerek rezervasyonunuzu yapmak…

Viyana ruhunu daha özel bir deneyimle yaşamak isteyenlerdenseniz ev kiralama sistemleri tam size göre. AirBnB veya Apartments Apart siteleri üzerinden dilediğiniz lokasyonda, dilediğiniz oda ve konfor seçenekleriyle yüzlerce ev size 1 günden 1 haftaya kadar, hatta isterseniz daha da uzun süreli konaklama imkânı sunuyor. Sisteme girdiğinizde yapmanız gereken tek şey, size en uygun ev seçeneğine, konaklayacağınız tarihe ve lokasyona karar vermek. Dilerseniz şehrin kalbinde, eğlence ve alışverişe yürüme mesafesinde; dilerseniz banliyölerde yeşilin ve sükunetin içerisinde… Tercih sizin. Viyana kesinlikle güvenli ve insan odaklı bir şehir olduğu için endişelenmenizi gerektirecek bir durum da yok.

ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Bütün şehirler gibi, Viyana’da da belki ilk yapılması gereken, “turist halet-i ruhiyesinden” sıyrılmak ve kenti olabildiğince o kentte yaşayan biri gibi gezmek. Bunun en iyi ve kolay yolu elbette toplu taşıma.

Tüm kenti neredeyse sokak sokak gezmenize imkân tanıyan bir tramvay-otobüs-metro ağı var Viyana’da. Tüm toplu taşım araçlarında geçen tek kullanımlık, günlük, 2 günlük ve haftalık olarak düzenlenmiş biletler ulaşım ihtiyacınızı karşılamaya yetiyor. Haftalık biletler Pazartesi gününden başlayıp Pazar günü akşamına kadar geçerli ve 15.80 Euro. Bu biletler ile dilerseniz otobüse, metro ya da tramvaya sınırsız biçimde binebiliyorsunuz. Bileti her hangi bir noktada sivil kontrolle başınız derde girmeden kullanabilmek için daima yanınızda bulundurmanızda yarar var. Hemen bütün istasyonlardan edinebileceğiniz bir ulaşım haritasını da her an yanınızda bulundurmanız işinizi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Metro ağı en hızlı ulaşım olanağını sunsa da, kenti sokak sokak görerek gezebilmek için tramvayı tercih etmekte yarar var. Viyana toplu ulaşımını ayrıcalıklı kılan konulardan biri de gecenin sabaha döndüğü saatlere kadar araç bulabilmeniz. Gece otelime, evime nasıl dönerim endişesi yok.

MARKETLER, YİYECEK DÜKKÂNLARI

Eğer bizim gibi konaklamanızda otel yerine ev tercih etmişseniz, market alışverişi ile günlük yeme-içme ihtiyacınızın önemli bir bölümünü evde karşılayarak tatilinizi bir Viyanalı tadında geçirmeniz mümkün.

Alışveriş için hemen her köşe başında Spar, Billa gibi marketler hizmetinizde. Sabah 07:00’den akşam 19:00 a kadar açık olan bu marketler her türlü ihtiyacınıza yanıt verecek çeşitlilikte. Fikir vermesi açısından, Spar’larda peynir, şarap, çeşitli şarküteri ürünlerinin 2 Euro’dan başladığını, bira çeşitlerinin 0.75 euro’dan başladığını, ortalama bir sofra şarabını ise 4-5 Euro’ya alabileceğinizi hatırlatmakta yarar var. Spar’ların bir de “gurme” dükkânları bulunuyor. Bu dükkânlarda, diğerlerine oranla daha “seçkin” ürünler bulmak mümkün.

Kahvaltı için yine hemen her köşe başında rastlayabileceğiniz Der-Mann zincirini ya da mahalle pastanelerini seçebilirsiniz. Der-Mann   zengin pasta-çörek-kahve menüsünün yanı sıra soğuk ve sıcak et ürünlerini de bulabileceğiniz bir zincir. Kahve-Çörekten oluşan bir kahvaltıya 5-8 Euro ödemeyi uygun görüyorsanız Der-Mann’ı seçebilirsiniz. Aklınızda bulunsun, eğer evde konaklıyorsanız, dilerseniz akşamları eve dönerken Der-Mann’dan çeşitli pişmiş ve hayli lezzetli hazır et ürünlerini satın almanız mümkün. Eğer domuz ürünleri konusunda hassassanız çok dikkat etmeniz ve yemek yediğiniz her yerde uyarıda bulunmanız gerekiyor.  Zira doğal olarak domuz ürünleri Viyana’da çok yaygın biçimde tüketiliyor ve eğer özellikle uyarmazsanız tabağınızda bir domuz ürünüyle karşılaşmaya hazır olmalısınız.

Seneye Viyana’da Yılbaşı Geçirmek İsterseniz… 

Viyana yılbaşı için çok zengin bir menü sunuyor. “Silvester in Wien” adı altında gerçekleştirilen yılbaşı etkinlikleri kelimenin tam anlamıyla göz kamaştırıcı. Aralık ayı boyunca, tüm şehre yayılmış 1000’den fazla (evet yazıyla bin) konser, performans, etkinlik Viyana’yı gerçek bir Noel kentine dönüştürüyor. Şehrin tüm meydanları farklı konseptlerde, farklı müzik türleri ve etkinliklere yer veren açık performans alanlarına dönüştürülüyor. Saat: 10:00 dan 02:00 ye kadar her meydanda farklı bir etkinlik bekliyor sizi…

Stephansplatz’da klasik müzik ve opera, Rathausplatz’da klasik rock, Heldenplatz’da muhteşem bir havai fişek gösterisi… Eğer Viyana ziyaretiniz yılbaşına denk gelirse gerçekten çok şanslısınız… Yapmanız gereken tek şey, her meydandaki info kutularından bir “Silvester haritası” kapıp meydan meydan dolaşmak ve kendinizi Viyana’nın kültür-sanat- eğlence atmosferine teslim etmeniz… Tahmin edeceğiniz gibi bütün meydanlarda servis veren sayısız büfe mevcut. Bu büfelerden sıcak şarap çeşitleri, hot-dog ve sandviçler, tatlı çörek ve kahveleri 2 Euro’dan başlayan fiyatlarla satın almanız mümkün. Yanı sıra çeşitli yılbaşı hediyelikleri satan standlar tam anlamıyla bir görsel şölen.

1 Ocak günü Rathausplatz’da Viyana Filarmoni Orkestrası’nın geleneksel yılbaşı konseri yapılıyor. Eğer davetiyeniz yoksa üzülmeyin, hatta bunu çok daha eğlenceli bir fırsat olarak kabul edin. Zira konser, dev ekranlarla canlı olarak meydana veriliyor. Bu olağanüstü konseri canlı olarak fakat klasik bir Viyana meydanında kendinden geçmiş biçimde dans ederek dinleyen yüzlerce insanla yaşamak eşsiz bir deneyim.

Viyana’da Karın Doyurmak… 

Her zevke, her damak tadına, her keseye uygun seçenekler sunan bir şehirde lezzetten lezzete uçuşmak öyle çok kolay değil. Seçenekler çok fazla. Dilerseniz şehrin en şık gurme restoranlarından birine rezervasyon yaptırarak da, dilerseniz bir büfede ayak üstü sosisli yiyerek de yahut Avusturya/Viyana klasikleri arasında dolaşarak da lezzet hafızanıza farklı deneyimler katabilirsiniz.

Viyana’nın gurme yıldızı Steirereck, her yıl dünyanın en iyi 50 restoranı arasına girmeyi başaran ve Avusturya mutfağının çağdaş yorumlarını deneyimlemenize fırsat sunan bir mekân. Şef Heinz Reitbauer’in yerel malzemelerle yarattığı menü günlük olarak değişiyor. Hafta sonları kapalı olan bu restorana elbette rezervasyonsuz giremiyorsunuz.

Farklı bir deneyim mekânı da 400 yıllık bir mahzende servis veren Melker Stiftskeller. Viyana ve Melk bölgesinin geleneksel yemeklerini tadabileceğiniz bu restoranda oldukça geniş bir şarap ve bira menüsü bulabilirsiniz.

VİYANA KLASİKLERİ

Tabii ki ilk akla gelen, müzeler! Ve fakat “yeni bir ülkeye, yeni bir kente gittiğinizde önceliğiniz o kenti sokaklarda keşfetmek mi yoksa müze müze dolaşmak mı?” diye sorarsanız ben ilkini tercih ederim.

Müze Delisiyseniz… 

“İlle de müze, saray!” diyorsanız MuseumsQuartier, Leopold, Albertina, Yahudi Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Kelebek Evi,  Sanat Tarihi müzesi başta olmak üzere yüzlerce seçeneğiniz var. Ve tabii Schönbrunn! Sadece bahçesi başlı başına bir sanat eseri olan bu saray/müzenin cazibesine dayanılmaz. Efsanevi imparatoriçe Sisi’nin muhteşem sarayını hakkıyla gezmek için en az 1 tam gününüzü ayırmanız gerekiyor.

Viyana’da Mezarlık Ziyareti Olur mu? Olur!

“Tamam müze meraklısı değilim ama gelmişken Viyana’yı Viyana yapan bestecilerin mezarını ziyaret etmemek olmaz” diyorsanız Beethoven, Brahms, Schubert, Strauss ve tabii her ne kadar simgesel bir mezar taşıyla da olsa Mozart… Hepsi burada… Viyana mezarlığı, Zentralfriedhof’a tramvayla kolayca ulaşılıyor. Çok büyük, çok düzenli, çok güzel tasarlanmış bir mezarlık. Bu mezarlığı ilginç kılan sadece ünlü sakinleri değil. Hristiyan, Yahudi, Müslüman pek çok insan bu mezarlıkta bir arada uyuyorlar… Öyle belirgin ayrımlar da yok üstelik. Neredeyse koyun koyuna… Çok etkileyici…

Viyana Cafe’leri… 

Tavsiyeler ve kapı önündeki uzun kuyruk, Viyana’ya yolu düşen her gezgine  Cafe Sacher’i işaret eder. Her ne kadar “turistik tavsiyelere” gözümüzü kulağımızı kapatacağız deseniz de işin içinde Viyana pastaları var! O uzun kuyruğa girmeye değer mi? Değip değmeyeceğine kapı önünde 20 dakika kuyrukta bekledikten sonra “Sacher Pasta” nın tadına baktığınızda siz karar verin. Bana sorarsanız çikolata yoğun bu pastanın o kadar da abartılacak bir yanı yok.

Ama Hawelka için ise aynı şeyi söyleyemeyeceğim. 1939’dan beri Stephansplatz’ın hemen yanı başındaki, Dorotheergasse’de yer alan Hawelka gerçekten görülmesi, yaşanması gereken bir mekân. Gün boyu dolu bu cafe’de boş bir masaya yerleştirilmek için kapıda biraz beklemeniz gerekecek fakat kesinlikle buna değer. Sempatik garsonlar boşalan ilk masaya yerleştiriyor sizi. Geriye kahvenizi ve elmalı ştrüdelinizi sipariş edip etrafı incelemeye kalıyor. Duvarlardaki çizim ve fotoğraflara dikkat.

“Mutlaka uğra” denilen Kohlmarkt’taki Demel’in giriş bölümü bana biraz Ali Muhiddin Hacı Bekir’in dükkânını hatırlatır. “Bir bakayım hele” diyen yüzlerce kişi gün boyu Demel’e girip çıkıyor. Giriş bölümünde çeşit çeşit ambalajlı ambalajsız çikolatalar teşhir ediliyor.

Naschmarkt ve Alternatif bir mekân: Savoy

Viyana’daki en keyifli mekanlardan biri  Cafe Savoy … Geç bir saatte 1-2 kadeh bir şeyler içecek bir yer ararken Naschmarkt’ta tesadüfen bulduğumuz Savoy kelimenin tam anlamıyla “acayip” bir yer. Sabah giderseniz sıcak ve samimi bir ortamda kahvenizi yudumlayabilir ya da güzel bir kahvaltı edebilirsiniz. Gece giderseniz de çok keyifli bir cafe-bar olarak çıkıyor karşınıza. Çok hafif, belli belirsiz bir müzik eşliğinde içkinizi ya da kahvenizi alabilir, birbirinizi rahatça duyabildiğiniz bir ortamda sohbet edebilirsiniz. Sigara da içilebilen bu mekân, Viyana’da yaşayan üniversiteli, yazar- çizer, aydın takımının da uğrak yerlerinden biri.

Naschmarkt demişken… Küçük cafe ve restaurantların, büfelerin yer aldığı Naschmarkt’ta cumartesi günleri içinde aklınıza gelebilecek her şeyi bulabileceğiniz oldukça büyük bir bitpazarı yer alıyor. Cumartesi giderseniz bütün bir gününüzü tezgâhları gezerek, arada büfelerin sayısız menü çeşitlerinin tadına bakarak, yorulunca cafelerden birinde soluklanarak geçirebilirsiniz.

Kunst Haus görülesi alanlardan biri. Aslında bir kentsel dönüşüm projesi unsuru. Avusturya’nın Gaudi’si olarak da anılan Hundertwasser imzasını taşıyan ve toplu konutun istenirse nasıl olabileceğini de kanıtlayan bir sanat-mimari şaheseri. Tramvaya atlayıp Viyana sokaklarında kısa bir turdan sonra ulaşacağınız Kunst Haus’un büyüleyici atmosferinde saatlerin nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız. İsterseniz bir mimari şaheser olarak bakın, isterseniz bir açık müze-galeri gözüyle… Ama mutlaka bir uğrayın… Büyükçe bir blok ve yanında mini bir alış veriş merkezi (hayır tabii ki bildiğimiz AVM ler gibi değil, çok sayıda sanat ürünü ve hatıra eşyanın satıldığı minik butiklerden oluşan, kendisi de bir sanat eseri sayılabilecek bir alışveriş merkezinden söz ediyorum) yer alıyor. Sokağın kendisi başlı başına bir alem zaten. Eğilip bükülen arnavut kaldırımları, ağaçlara asılı fenerler, amorf sokak lambaları ile masalsı bir yapı… Görülmeli…

Yazı; Sinan Dirlik